Mudanya gen tr - Mudanya nın Yüksekten Uçan Martısı - Son dakika haberleri

Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Hot topic İRANLILAR SARI ÖKÜZÜN SERENCAMINI BİLMEZLER Mİ?

İRANLILAR SARI ÖKÜZÜN SERENCAMINI BİLMEZLER Mİ?

E-posta

Avukat İbrahim TURANBüyük Türk mutasavvıfı ve düşünürü Mevlana Celaleddin Rumi meşhur Mesnevisini Farsça yazdığından olsa gerek İranlılar onu kendi milletinden kabul etmektedirler. Ailesi Horasan'ın Belh şehrinden Anadolu' ya göç ettiğinden Afganlılar da Onun Afgan olduğunu iddia etmektedirler. Mevlana her üç millet tarafından iyi tanınmakta , eserleri çokca okunmakta hatta bu devletlerde adına pekçok araştırma ve kültür merkezleri bulunmaktadır.

Anlatımı müşkül konuları, örneklerle süsleyerek, lirik şekilde sunmakta ve insanlığa hala yol göstermeye devam etmektedir. Mesnevide anlatılan sarı öküz kıssası da, sanki günümüzde bölgemizde ve dünyamızda yaşananları anlatmaktadır: Bir zamanlar çayırda bayırda hep birlikte gezen üç öküz vardı. Sarı öküz, akça öküz ve kara öküz...Aralarında çok iyi anlaşırlar, koca otlakta karınlarını doyururlar, tehlikeye düştüklerinde sırt sırta verir, birbirlerini korurlardı .

 

Birgün bu otlaktan geçen aç bir aslan, bunları görünce, saldırmak için yanlarına doğru yaklaşınca, tehlikeyi hisseden öküzler, birbirlerine daha da yanaşarak, boynuz boynuza verirler ve aslanı delik deşik etmeye hazırlanırlar . Aslan, güçlü ve besili üç öküze saldırmasının sonucunu çok iyi bildiğinden bir an duraksar ve hemen bir plan yaparak öküzlere seslenir;

"Ey öküz kardeşler, benim size karşı kötü bir emelim ve amacım yok, her ne kadar atalarımızın arasında bir husumet olsa da, biz komşuyuz, bildiğim bazı şeyleri size söylemek benim görevimdir . Şu dağın arkasında, size saldırmak isteyen, çakallar ile sırtlan sürüleri var, kaplanlan da pusuda beklemekteler . Burdan geçerken bunu haber vermek istedim."

Öküzler aslanın kötüniyetinin olmadığını düşünürler ve otlamaya devam ederler. Bu arada sarı öküz su için dereye gittiğinde, Aslan öküzlere daha da yaklaşarak, endişeli ve kısık sesle şöyle der. Şu sarı öküz var ya, nasıl da semirmiş, en çok da o otluyor galiba, hem rengi sarı olduğundan çok uzaktan da fark ediliyor, bu nedenle düşmanlar sizi görebilir, birde çayırda otlar azaldı, kış yaklaşıyor, sararmaya da başladı, ondan kurtulursanız  daha güvende olursunuz deyince, bu teklif öküzlerin de işine geldiğinden ses etmediler, karşı koymayarak, kafalarını sağa sola sallayarak daha iştahla otlamaya başladılar.

Planının işe yaradığını gören aslan, öküzlere tekrar şöyle der. Ondan kurtulmak için sizin birşey yapmanıza gerek yok, bana mani olmayın yeter, onu aranızdan kovarsanız,doğru olmaz, düşmanlar yerinizi fark ederler, hemde onu yerler, benim buna gönlüm razı gelmez, onu ben yersem kimse bilmez, sizde güvende olursunuz. Sarı öküz dereden arkadaşlarının yanına gelirken, Aslan ona saldırır, o da arkadaşlarından yardım ister ancak arkadaşları sırtlarını dönerek otlamaya devam ederler, aslan da sarı öküzü parçalayıp, iştahla yer.

Birkaç gün sonra aslan tekrar acıkır ve öküzlerin otladığı çayıra gelir, iki öküzün otladığını görür ama, ikisine birden saldırmanın çok tehlikeli olacağını bildiğinden bir süre bekler, bu arada kara öküz su içmeye gidince hemen akça öküzün yanına gelir ve şöyle der;Bu kara öküzün rengi benim gözlerimi bozuyor, bundan dolayı ben saldırganlaşıyorum, aslında uysalımdır, herkesle dostça geçinirim . Hem bu kara öküz kara rengiyle böğürlenir , öküzlerin en güçlüsü benim, der. Kara renkli öküz mü olur, olsa olsa bu, öküzlerin yüz karası, bana karışma icabına bakayım, bu koca çayırlık ta tek başına sana kalır. Bu sözlere öküz ses çıkarmaz ve otlamaya devam eder. Öküz arkadaşının yanına doğru gelirken, aslan kara öküzün üzerine atlar, Kara öküz arkadaşından yardım ister ama nafile, aslana yem olmaktan kurtulamaz. Yine birkaç gün geçtikten sonra, Aslan tekrar acıkır, çayırda tek başına otlayan akça öküzü daha da semirmiş görür, yaklaşan aslanı gören akça öküz artık akıbetini anlar ve aslana döner, izin ver, dünyaya bir nasihat edeyim;

"Ey dostlar, benim halimden ibret alıp, ders çıkartın. Benim şimdi parçalandığımı zannetmeyin, ben sarı  öküzün yutulmasına göz yumduğu gün parçalanmış ve ölmüştüm. O gün kaybetmiştim ben bu savaşı."

Öküz sözünü bitirir ve aslan onu da fazla zorlanmadan midesine indirir. Mevlana'nın sekiz asır evvel yazdığı bu kıssa emperyalistlerin BÖL, PARÇALA, YUT taktiğini bizlere hatırlatıp, ders çıkarmamızı öğütlemiyor mu?

Av. İbrahim Turan

Son Güncelleme ( Pazartesi, 12 Şubat 2018 17:08 )