Her yurttaş yaşamı boyunca mutlaka ayıplı mala maruz kalmıştır. Bu ürünler çarşıda, pazarda, markette ve mağazalarda karşımıza çıkabiliyor. Bu tür ayıplı mal ve ürünler yanlışlıkla veya bilerek müşteri ile karşı karşıya gelebilmektedir. Ülkemizde bazı kişilerin hileli ve kusurlu mal, yani ayıplı mal satmayı meslek haline getirdiklerine de şahit oluyoruz. En son TBMM kantininde bal ürünlerinde karşılaşılan ayıplı ve kusurlu ürün şüphesi tartışmaya açıldı. Öncelikle tükettiğimiz gıda ürünlerinin ayıplı olması toplumun sağlığını etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğu için, bende sıcak tutma ihtiyacı doğurmaktadır.

Ayıplı malı tanımladığımızda; Bir ürün veya hizmet, tanıtılanın dışında eksik veya aykırı bir durumda ise ayıplı mal şeklinde ifade edilmektedir. Yani almak istediğiniz ürün söylendiği şekilde beklentinizi karşılamadı ise veya aldığınız bir hizmette size verilen sözler tutulmayarak eksik ve kalitesiz bir hizmet sunulduysa o hizmet ve ürünlere kısaca ayıplı mal denilmektedir.

Ülkemizde vatandaşlarımız, en çok gıda üzerinde yapılan ayıplı ve hileli ürünler ile karşılaşıyor. Tarım ve Orman Bakanlığının verilerine göre, en çok hile yapılan ürün grubunun başında yüzde 35 ile süt ürünleri geldiğini, bunu da yüzde 22 ile et, yüzde 13 ile zeytinyağı, yüzde 11 ile katkı maddeleri ve yüzde 10 ile de bal ve baharat ürünlerinin geldiği açıklanmıştır.

Markasız, merdiven altı ürün diye tabir ettiğimiz et ve süt ürünlerinde insanların sağlığı hiçe sayılarak yapılan hile oranı o kadar çoktur ki kimin kime güveneceği veya güvenemeyeceği birbirine karışmıştır. Marketten bile aldığımız et ve süt ürünlerinin içeriğindeki katışımlarının ne olduğunu birçoğumuz bilmiyoruz. Bazı insanlar ise, daha çok para kazanma hırsı ile sattığı et ve süt ürünlerinin içeriğinde sahteciliği vicdansızca yapabiliyorlar.

Gıda maddelerinin içeriğine daha uzun dayanması için ilave edilen (E kodlu) tatlandırıcı ve bir takım zararlı kimyasallar ile 7 ‘den 70’e bilmeden tanışıyoruz. Bunun yanında son kullanma tarihi de geçmiş birçok paketli veya açık satılan gıda ürününü de dikkat etmeden yemişizdir, muhtemelen. Anlık böyle ayıplı ve kusurlu bir gıda ürünü ile karşılaştığımızda kendimizin ve toplumumuzun sağlığı için (Alo 174) hattını kullanarak mutlaka ihbar ederek vatandaşlık görevimizi yapmalıyız.

Ayrıca, herhangi bir elektronik ev gereci aldığımızda, cihazda bir ayıp (kusur) ile karşı karşıya kaldığınızda, servisi arayın veya servise bilgi verin derler. Ürününüzü bu aşamada değiştiremiyorsunuz. Satıcı veya üretici firma ile kurmuş olduğunuz diyalog ile 444 ‘lü servis telefonlarına başvurarak çözüm aramaya çalışıyorsunuz. Bu aşamada, sizin için de sinir harbi yaşayacağınız uzun bir süreç başlıyor demektir.

Aldığınız ayıplı ürün 5,650 TL’nin altında ise tüketici hakem heyetine başvurulması gerekmektedir. Bu heyet ilçemizdeki Mudanya kaymakamlık bünyesinde görev yapmaktadır.

Aldığınız ürün 5,650 TL ile 8,480 TL arasında bir miktarda ise, Bursa Ticaret İl Müdürlüğünde bulunan tüketici hakem heyetine başvuru yapmalısınız.

Bunun yanında tüketici hakem heyetine başvuru yapabilmek için (e-devlet) üzerinden (tuketici.gov.tr) adresine giderek internet üzerinden başvuru yapma imkânına da sahipsiniz.

“6502 sayılı yasaya dayanarak tüketiciler yaşadığı ayıplı hizmet ve mal alımlarına ilişkin şikâyetlerinde, başvuru yaparak ayıbın değerlendirilmesi sürecini beklemekte, akabinde olumsuz bir yanıt alınması halinde yasal yollara başvurabilmektedir.

Avrupa toplumlarına baktığımızda, daha bilinçli tüketici ile karşılaşıyoruz. Ayıplı ve kusurlu bir mal veya ürün ile karşılaştıklarında haklarını biliyor ve hakkını alana kadar da yasal mücadelesini yaptıklarına şahit oluyorum. Ülkemizde ise tüketici haklarını koruyucu ilgili kanunların daha etkili ve daha caydırıcı olacak şekilde revize edilmesi gerekmektedir. Ama en önemlisi ve etkili olanı ise ayıplı mal karşısında her bireyin ‘’bana ne demeden’’ vatandaşlık görevini yapmalarının önemini bilmelidirler.

Efraim PALA