Güncel Haber

Kurtuluş savaşında ülkenin düşman işgalinden kurtarılmasından sonra, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, yapmış olduğu ‘’Aydınlanma devrimi’’ ile ülke ekonomisinde başka bir mucize yaratılmıştır.
1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile bu mucizeler zinciri başladı. Balkan savaşından itibaren yıllarca cepheden cepheye koşan yorgun ve yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan bir halk kitlesi vardı.

Bu halkın ne parası vardı, ne pulu vardı, ne yolu vardı, ne çalışacak fabrikaları vardı, ne iş imkânı vardı, nede kalifiye elemanı vardı. Üstelik Osmanlının Avrupa ülkelerine yıllarca yapmış olduğu borç kamburu ile 10 yıl gibi bir süre içerisinde kendi kendine yeten bir ülke haline gelmiştir.

Pe ki neler yapılmıştır, genç Cumhuriyet yıllarında.

Osmanlıdan genç Cumhuriyete 13 milyon insan kalmıştır. Ülke genelinde 4 büyük fabrika vardır. Beykoz deri, Bakırköy Bez, Feshane Yün iplik, Hereke İpek Dokuma fabrikalarıdır. Bunların haricinde ülke genelinde yaklaşık 10 işçi çalıştıran 282 işyerinin olduğu ve % 85 ‘inin yabancıların çalıştırdığı işletmelerdir.

1924 yılında ülkemizde bulunan 19 bankanın, 15 ‘i yine yabancılara aittir. 1939 yılına gelindiğinde ülkemizdeki banka sayısı 39’a yükselmiş, sadece bunların 9’ u yabancılarındır. Bu dönemde bankalardaki mevduat sayısı 58 kat artmıştır. Yerli bankaların toplam mevduattaki payı %32’den % 81’ e, yabancı bankaların mevduattaki payı ise %68’den % 18’e düşmüştür.

1923’ten 1938 yılına kadar bu 15 yıl süre içerisinde, Ankara’da Fişek Fabrikası, Hafif silah ve Top tamir fabrikası, Gölcük Tersanesi, Şakir Zümre Fabrikası, Eskişehir Uçak Fabrikası, Tomtaş Tayyare-Otomobil ve motor Türk A.Ş., Kayseri Uçak Fabrikası, Kırıkkale Mühimmat Fabrikası, Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası, Kayaş Kapsül Fabrikası, Nuri Kıllıgil Tabanca Mühimmat Fabrikaları, Barut, Tüfek ve Top Fabrikaları ve Nuri Demirağ uçak Fabrikası belli başlı bazı fabrikalardır. Bu fabrikalar ülke sanayisinin lokomotifi olmuştur.

İkisi devletin olmak üzere 3 Uçak fabrikası kurulmuş. Hatta 176 uçak üreterek, ülkemize ziyarette bulunan İran Şahı Rıza Pehlevi’ye, Atatürk tarafından hediye bile edilmiş. Ülkemiz bu dönemde dünya genelinde uçak sanayisi olan 10 ülkeden biri olmuştur. Yine bu dönemde Gölcük tersanelerinde ilk Denizaltımızı üreterek mucize üstüne mucizeler yaratılmış.
Dünyanın 7 düveli olan dış güçlerine rağmen, tüm ülke kenetlenmiş ekonomik, sosyal ve kültürel devrimler yapılmıştır. 1 ABD Doları, 1,28 Türk Lirası olmuş. Osmanlının kalan tüm borcu ödenerek, ülklemiz ortalama % 6 büyüme oranına ulaşmıştır.

1938 yılına kadar Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ilan edilen birinci 5 yıllık Kalkınma Planları ile gerçekten ülkemiz, Ekonomik Kurtuluş Savaşı vermiştir. Birçok yabancının elinde olan işletmeler ile Demiryolları yabancılardan satın alınmış ve ülke demir yolları ağı ile örülmüştür. Böylelikle, cephede ve ekonomik alanda başarılı olarak ülkemizin gerçek sahibi haline gelmişiz.

Türklerin, 2300 yıllık Anadolu’daki varlığını kabul edemeyen emperyalist dış güçler, bu coğrafyaya 8+3 kez Haçlı Seferleri yapmış. Dış güçler olarak tabir ettiğimiz bu güçler, hiç birinde emellerine ulaşamamışlardır.1923 yılındaki yeni Türk Cumhuriyetin kurulması ile dış güçler ile mücadelenin şekli değişmiştir. Ekonomik mücadele başlamıştır. Yani bu dış güçler, Türkler var olduğu sürece hep var olmuş, bundan sonrada var olacaktır.

Dün olduğu gibi, bugünde ülkemiz dış güçlerin etkisi altında kalmaktadır. Avrupa Birliği, ABD, Rusya ve Çin başta olmak üzere baskılarını sürekli üzerimizde hissettirmektedirler. İşte bugün yaşadığımız bu ekonomik zorluğa nasıl geldik? Sorusuna cevap aradığımızda ise;

‘’Siz pahalıya üretiyorsunuz, biz size daha ucuza veririz’’ diyerek, Uçak Fabrikalarından sonra, Devrim Otomobil Fabrikasını, Sümerbank fabrikalarını düşüncesizce ve acımadan kapatmışız. Cumhuriyet döneminde yoktan var ettiğimiz tüm kazanımlar yani ülkenin yerli ve milli fabrikaları, ‘’devlet üretim içinde olmaz’’ diyerek kısa süre içerisinde yok pahasına elden çıkardık. Bu zihniyetteki yönetim tarzı geçtiğimiz bu 20 yıl içerisinde de hızlandı. Ülkenin demirbaşı olarak tabir ettiğimiz tüm işletmeler ya satıldı, ya kapatıldı. Ülke içinde hiçbir varlığımız kalmadı.

Yani ‘’ Ceketi kapı arkasında asılı duruma geldik.’’

Devleti yönetenler üretimden elini çekti. Ülkemiz; her sıkıştığında halkın üzerindeki vergi yükünü arttıran, vergi devleti haline geldi.

Marka değeri yaratamayan, enerjisini ve hammaddesini dış güçlerden temin eden, dışa bağımlı bir sanayimiz ve tarımımız oluştu. Gübre, tarım ilaçlarında ve hibrit tohumda dış güçlerin esiri haline geldik. Samanı Bulgaristan’dan, buğdayı Rusya ve Ukrayna’dan, mercimeği, bulgur’ u Kanada’dan, mısırı ABD’den, Pirinç’ i ve Sarımsağı bile Çin’den ithal eder hale geldik.

Bugün yapılan yanlış ekonomik girişimler sonucunda hiçbir yerli ve milli varlığımız kalmadı. Kur değişikliği ile TL değerimiz düştükçe düştü. Böylelikle Çin’den bile ucuz işçi ülkesi haline geldik. Fakirleştik, yoksullaştık, böylelikle ekmek ve akaryakıt kuyruklarını tekrar yarattık.

Kendi bindiğimiz dalı kestiğimizi görmemezlikten geliyor, her sıkıştığımızda ve yürütülen yanlış ekonomik girişimler sonrasında sürekli halkın üzerindeki vergileri arttırırken ve dış güçleri suçlarken, içerideki iç güçlerin masumiyetini kabul etmek mümkün değildir. Kendimize gelebilmek için, ‘’Çuvaldızı da kendimize batırma zamanı geldi, geçiyor, bile!’’

Efraim PALA

 

Mudanyadaemlak.com

Zeytin OTOPARK RUHSATLI

Volkan Biçer - BİÇER SİGORTA & ARACILIK HİZMETLERİ

Game House Playstation Mudanya Nöbetçi Eczaneleri Sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar