Güncel Haber

Osmanlı Devleti, 1. Dünya savaşının yaşandığı yıllarda ülke topraklarının dört bir yanında vatan savunması için mücadele ediyordu. Güneydeki topraklarımızda, yüzyıllardır barış içerisinde yaşayan Türklere karşı, Arap halklarını kışkırtan İngiliz ve Fransızların, emellerinde kutsal topraklarımızı ele geçirmek ve yer altı zenginliklerine sahip olma arzuları vardı.

Batıda, Balkanlarda milliyetçilik akımları ile bu emperyalist ülkeler tarafından kışkırtılan halklar, Türklere yani Osmanlı Devletine karşı silahlandırılıyordu. İmparatorluk toprakları karış karış işgal edilerek her geçen gün elden çıkmaya başladı. Emperyalist güçlerin idealleri bitmiyordu. İngiltere, Fransa ve Rusya’nın başını çektiği bu devletler, İstanbul’u işgal etmek için her türlü yolu deniyorlardı. Bu amaçla, müttefik kurdukları, Rusya ile birleşerek Anadolu’yu işgal etme arzusu içindeydiler. Bu ideallerini bozmak için, Osmanlı Devleti Almanya ile ittifak kurmak zorunda kaldı. Müttefik donanmalarının Boğazları geçmesini önlemek amacı ile yurdun dört bir tarafından Türk halkı, Türk askeri, Çanakkale’ye gönderiliyordu. Yurt savunması için hayati önem taşıyan cephe açılacaktı, Çanakkale’de.

Doğuda ise yüzyıllardır birlikte beraber yaşadığımız Ermenileri kışkırtan, onları cesaretlendiren, silah, cephane desteği vererek şımartan bir Bolşevik Rusya’sı vardı. Ermeni çeteleri ile birlikte Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas, Bayburt, Trabzon, Iğdır, Muş ve Bitlis başta olmak üzere doğu bölgelerini işgal ederek Rusya’ya katmak istiyorlardı.

1. Dünya savaşının zor şartları altında Ruslar bu topraklarda cephe açmak istemiyordu. Bu boşluğu değerlendiren ve bağımsız Ermenistan devletini kurmak isteyen Ermeni Taşnak komitası, sivil Türk halkına karşı katliamlara başladılar. Türk Jandarma kolluk kuvvetlerinin yetersiz olması, azmış olan Ermeni canilerini engelleyemiyordu. Genç erkeklerin, eli silah tutan herkesin vatan savunması için askerde olduğu bu zamanda, Ermeni vahşileri köylere, kasabalara saldırarak kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesi öldürüyorlardı.

Genç kızlarımıza, kadınlarımıza tecavüz ederek, karınlarını deşerek, boyunlarını keserek, katliamlarına devam ediyorlar. Önlerine çıkan herkesi öldürerek kazdıkları çukurlara gömüyorlardı. Günümüzde bile bu vahşete şahit olan dedelerimizin, ninelerimizin beyanatlarını gözyaşları ile dinledik, izledik.

12 Şubat 1918 yılında, 1.Kafkas Kolordusu Komutanlığına getirilen Kazım Karabekir Paşa, doğu illerinin Rusların ve Ermeni komitacıların elinden kurtarmak için harekete geçti.25 Nisan 1918 yılına kadar işgal edilen bu il, ilçelerimiz tek tek düşmanların elinden kurtarıldı.

Geriye yanmış, yıkılmış köy, kasaba ve şehirler kalmıştı. Bu şehirlerde yaşayan suçsuz masum insanların vahşice öldürüldüğünü, camilere doldurulan insanların canlı canlı yakılmış olduklarını, kazılan çukurlara doldurulup katledildiklerini, kaçarken hayvanları dahi öldürdükleri hafızalarımızda halen tazeliğini koruyor.

İsyan ederek Türkleri vahşice katledenlerin birçoğu, Osmanlı vatandaşı olan Ermenilerdi. Çıkarılan tehcir kanunu ile isyan eden bu hain vahşi Ermeniler, Suriye, Irak ve Lübnan’a sürgün edilmek istendi. Bu zorunlu göç sırasında zor koşullar neticesinde hem Türk askeri ölmüş, hem de tehcir edilen Ermeniler ölmüşlerdir.

Ermeni, Rus, Türk ve İngiliz arşivlerinde dahi bu gerçekler kayıt altında iken, bu zalim Ermenilerin yapmış oldukları vahşet gündeme gelmiyor. Emperyalist güçlerin desteğini alan ve mağduriyeti oynayan Ermeniler temcit pilavı gibi her yıl gündeme getirdikleri, Dünya kamuoyunda Türk halkını söz konusu olmayan bir soykırım iddiası ile mahcubiyet yaşatmaya çalışmaktadırlar.
Türkiye’nin, cılız bir istekle ‘’bu konuyu tarihçilere bırakalım, siyasi idealler için kullanmayalım’’ çağrısına, demokrasi ve insan hakları çığırtkanlığını yapan ABD, Fransa, İngiltere ve Kanada başta olmak üzere etkileri altına giren ülkeler de görmezlikten, duymazlıktan geliyorlar.

Ermeni diasporasının etkili baskıları ile bugün ABD başkanı Biden ‘’soykırım ve büyük felaket olmuştur’’ ifadelerini kullanmıştır. Türkiye’nin yıllarca, Ermeni meselesi konusunu bu güne kadar ihmal ettiği gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Bundan sonra ciddi adımların atılmasının zamanıdır. Dünya kamuoyuna doğruları anlatmak gayret içinde olmalıyız. Çünkü Türk halkı şanlı tarihinde, böyle bir mahcubiyeti yaşamadı, bundan sonrada yaşamayacaktır.

Efraim PALA

Zeytin OTOPARK RUHSATLI

Mudanyadaemlak.com

Game House Playstation Mudanya Nöbetçi Eczaneleri Sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar