Türkiye’de, 2021 yılına kadar 9 yılda Orman yangınlarında zarar gören orman alanı miktarı 87 bin 342 hektar olarak hesaplanmış. Sadece, 2021 yılında, ülkemizde çıkan 2 bin 793 orman yangınında ise 139 bin 503 hektar alan zarar görmüş. Buna göre, ne üzücü ki; son 10 yılda yangın kaynaklı ormanlık alan kaybının yüzde 61,5'i, geçtiğimiz 2021 yılında gerçekleşmiş.

Mudanya’daki sorumlulara soruyorum; ne zaman tedbir alacağız? Bu zamana kadar cevap alamadığım bu sorular karşısında hiçbir yetkili kendini neden sorumlu hissetmiyor.  Soruyorum size? 2021 yılında çoğunluğu Akdeniz, Ege, Marmara, Batı Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde çıkan orman yangınlarında 8 kişi hayatını kaybederken, önceki yıllara göre büyük artış yaşanan yüzbinlerce hektar orman ve yerleşim alanları yanarak küle döndü ve üzülerek ifade ediyorum ki, binlerce hayvan yangın sonucunda can verdi.

Temmuz sonuna yaklaştığımız bu günlerde ülkemiz nispeten rüzgârlı ve mevsimsel serin bir dönemi yaşarken, geçen yıl ülkemizin yaşadığı sıcaklık kaynaklı akibeti bu yılda, Avrupa kıtası yaşamaktadır.

Avrupa’yı kasıp kavuran sıcak hava kütlesi sebebi ile başta ispanya ve Portekiz olmak üzere makaleyi hazırladığım gün itibari ile 1027 kişinin hayatını kaybetmiş olması, Avrupa da sıcaklık kıyameti olarak algılanmaktadır.

Bu güne kadar Akdeniz ülkelerinde yaşanan ve sıcaklık kaynaklı orman yangınlarını izleyen Avrupa ülkelerinin başını da bu yıl sıcaklıklardan kaynaklanan ölümler ve orman yangınları belası sardı.

Fransa, İngiltere ve Almanya’da sıcaklıkların 42 derecelere çıkması ile bu sıcaklıklara alışkın olmayan Avrupa insanını hazırlıksız yakaladı. Peşi sıra gelen Orman yangınları ile de mücadeleye başladılar, bu Avrupa ülkeleri.

Küresel ısınmasın sonucu olarak sadece orman yangınını düşünmemeliyiz. Yaz ayları başta olmak üzere ani yağan yağmur ve sel, dolu, tayfun ve kış aylarındaki yaşadığımız don olaylarını da hesaba katmalıyız.

Ülkemizde öncelikle doğu Karadeniz bölgesinde Kastamonu (Bozkurt) Ordu, Rize, Trabzon ve geçtiğimiz hafta İstanbul’da yaşanan ani sel baskınında birçok vatandaşımız sel suyuna kapılarak hayatını kaybetmiştir. Oluşan maddi hasar sonucunda binlerde vatandaşımız zarar görmüştür.

Küresel ısınmaya sebep olan sera gazlarının azaltılması konusunda 1992 yılında Kyoto protokolü hazırlanmıştır. Hazırlanan bu protokolü müdahil ülkeler ancak, 1997 de imzalamışlardır. Ancak bazı ülkeler de, enerji kaybı yaşanacağı ve ekonomilerinin olumsuz etkilenmesi endişesi ile bu Kyoto protokolünü imzalamamışlardır.

Bu ülkelerin başında ise dünyanın kirlenmesine tek başına % 25 etkisi ile en çok katkı sağlayan ABD vardır. Dünyayı en çok kirleten ülke sıralamasında % 17 ile ikinci sırada olan Çin gelmektedir. Türkiye’nin ise küresel iklime etkisi % 1 olarak ölçülmüştür.

Yani dünyanın küresel ikliminin değişiminin yaklaşık olarak yarısının sorumlusu olan ABD ve Çin devleti dünyanın sonunu mu getirecek.?

Kyota protokolünü imzalamamakta direnen ülkeler, imzalayıp ta faaliyete geçmekte bahane üreten ülkeler, bu gerçekleri görmezden gelmeniz ne zaman son bulacak? Bu afetlerden sonra, daha ne olmasını bekliyorsunuz? Ne zaman akıllanacaksınız.?

Türkiye’de, ormanlık alanlarımız başta yangın ve kişisel talan edilmeleri ile gittikçe küçüldü. Derelerimiz, çaylarımız, nehirlerimiz, göllerimiz kurudu.! İklimimiz değişti.! Maalesef insanlarımız değişti.!

Daha ne kadar buzullarımız eriyecek, daha ne kadar ormanlarımız yanacak, daha ne kadar nehirlerimiz, akarsularımız kuruyacak, daha ne kadar küresel iklime darbe vuracaksınız.? Soruyorum size.?

Ülkemizde, her gün sellerden, orman yangınlarından insanlarımız yaşamlarını yitiriyor. Dolu ve ani sel baskınlarından insanlarımız ölüyor, maddi ve manevi zarar görüyor. Hala uyuyacak mısınız? Türkiye olarak ne zaman kendimize geleceğiz? Ne zaman ciddi tedbir alacağız?. Soruyorum size?

Zeytinliklerimize daha ne kadar inşaat yapacağız.? Bu güzel günlerde ani sel baskını yaşayacağımız, Eski Bursa asfaltındaki konutları, Güzelyalı yalı mahallesindeki, Demirhane bölgesindeki, Halitpaşa, Şükrü çavuş, Hasanbey ve Ömerbey mahallesindeki riskleri ne zaman göreceksiniz?. Soruyorum size?

Mudanya’daki sorumlulara soruyorum; ne zaman tedbir alacağız?

Bu zamana kadar cevap alamadığım bu sorular karşısında hiçbir yetkili kendini neden sorumlu hissetmiyor.  Soruyorum size?

Efraim PALA