Güncel Haber
eylul hali yikama

Birinci Dünya savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı devleti her alanda yıpranmış ve şartları ağır olan antlaşma ile boyunduruk altına girmiştir. Uzun yıllar savaşın içinde olan halk, perişan, fakir ve çaresizlik içindedir. Ülkemiz batılı emperyalist ülkeler tarafından dört bir taraftan parçalanmak amacı ile kuşatılarak işgal edilmiştir.

Vatanımız ve üzerinde yaşayan Türk Milletimiz uzun yıllar can çekişiyordu. Bir çıkış yolu arıyordu, bu millet. Ama bulamıyordu, çaresizdi halk. Bu duruma daha fazla seyirci kalmadı, Sarı Saçlı Mavi Gözlü yiğit. Kararını verdi, tehditlere aldırmadı, kendi canını hiç düşünmeden, ilk girişimini yaptı.

Mustafa Kemal,16 Mayıs 1919 Cuma günü “ Bandırma” adındaki eski bir vapurla, bir avuç vatan aşkı ile tutuşan inanmış arkadaşları ile birlikte, İstanbul Galata rıhtımından Samsuna doğru demir aldı. Onu bekleyen ve ona güvenen Türk milletini arkasına alarak,19 Mayıs 1919 günü Samsuna ayak bastığında görevli bir asker idi. Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra artık asker değil, sivil olarak hareket edecekti.

O gün, 4 yıl sürecek olan milli mücadelenin kıvılcımını Samsunda attı, Mustafa Kemal Paşa. Bir yandan milli mücadele yapılırken, bir yandan da ilerisini düşünüyordu. ‘’Hürriyet ve istiklal benim kaderimdir’’ diyen Mustafa Kemal’de, ilk günden itibaren milli iradeye dayalı, kayıtsız ve şartsız bağımsız bir Türk devleti kurma hayali vardı.

Savaştan sonra kurulacak olan bağımsız Türk milletinin yönetim şekli üzerinde çalışıyordu. Mustafa Kemal, kurulacak olan bu devletin yönetim şeklinin ise mutlaka ‘’Cumhuriyet’’ olması gerektiğinin hesaplarını yapıyordu.

Kurtuluş savaşı yıllarında yokluklar içerisindeki mücadeleyi bir orkestra şefi gibi idare etti. En büyük mücadele, Enver Paşa hükümeti yanında, vatanını milletini maddi çıkarları için satan hainlere ve işgalci devletlere karşı verildi. Paşanın, bu mücadele de en büyük destekçisi şanlı Türk milleti idi. Çünkü o kutlu millet, evlatlarının başına kına çalarak, elindekini avucundakini aç kalarak milli mücadele için vermiş. Kadın, çocuk, yaşlı her bir birey dişi ile tırnakları ile mücadele etmiş, canını ortaya koymuştu. Sonucunda bu millet mutlu sona ulaşmış, vatanını, namusunu, bayrağını kurtardı.
Avrupa’nın hasta adam dedikleri Türk Milleti böylelikle küllerinden doğdu. Türk halkı kendi iradesini; esarete başkaldırarak ve özgürlüğü için savaşarak ispat etmişti. Düşmanın, İzmir’den denize dökülmesinden sonra mücadelenin ikinci safhası başlamıştır.

Sırada çağdaşlaşma vardı. İnkîlaplar, devrimler ve birçok yenilikler vardı. Halkın kendi geleceğini ve kendi liderini seçme sırası da gelmişti. Böylelikle, Parlamenter sisteme geçildi. TBMM de, Anayasa oybirliği ile kabul edildi. Birçok önemli işler peşi sıra hayata geçirildi. İşte bunlardan en önemlisi ise, 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya’da yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz demesi oldu, Mustafa Kemal’in.
Evet, 29 Ekim 1923 ‘te TBMM’si Genel Kurulunda Türkiye’nin yönetim şeklinin ‘’CUMHURİYET’’ olduğu resmen ilan edildi.
Vatanımızın kurtulması için hiç düşünmeden canını veren. Bu uğurda kanını bu kutsal topraklara döken atalarımıza çok şeyler borçluyuz.
Cumhuriyetimizin çok zor şartlarda kurulduğunu bilelim. Ödediğimiz bedelleri unutmayalım. Farklı siyasi görüşlerimiz, farklı inançlarımız, farklı etnik kökenlerimiz olsa da bu güzel ülke ve bu güzel Cumhuriyet bizimdir.

Cumhuriyeti bizlere armağan eden, başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını özlemle, şükranla ve minnetle anıyorum.  Milletimizin, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını saygı ve şerefle kutluyorum.

Ne Mutlu Türküm Diyene..

Efraim PALA

Mudanyadaemlak.com

Game House Playstation Mudanya Nöbetçi Eczaneleri Sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar