Güncel Haber

Son 20 yıldır halkımız siyasi çalkantıların yanında ekonomik krizlerle de mücadele etmeye çalışmaktadır. Yakın geçmişimizde gerçekleşen, 2001 yılında yaşadığımız ekonomik kriz en önemli ekonomik kriz olarak karşımıza çıkmaktadır. 2001 krizinden ve sonraki krizlerde neler olmuştu! Kısaca hatırlayalım istiyorum.

19 Şubat 2001’de Milli Güvenlik toplantısında dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer ile dönemin merhum Başbakanı Bülent Ecevit arasında tartışma ile patlak verdi. Bu tarihi toplantıda Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa kitapçığını fırlatması ile bıçak sırtında olan ekonomik değerler alt üst oldu. Türk Lirası yabancı para piyasasında çok ağır değer kaybına uğradı. Dolar 670 TL den, 1 Milyona fırladı. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası bir günde % 18 değer kaybetti. Gecelik banka faizleri % 6200’lere kadar çıktı. Bu yaşanan devalüasyon ile Türk Lirasının değeri % 40 düştü.

2008 yılında ABD’de yükselen konut kredisi faizlerini ödeyemeyen halkın konutlarına el konulması ile başlamış oldu Morgage krizi. Sonrasında, dalgalar halinde tüm dünyayı etkiledi. Ülkemizde bu etkiyle, en çok ticari ilişki içinde olduğu Avrupa ülkeleri ile ticari ilişkilerin azalması ve makroekonomik değerlerin kötüleşerek, eksi değerde büyüme oranının yansıması ile işsizlik ve yoksullukla mücadele eden ülkemiz de bu küresel krizden nasibini almıştır.

İşte bu siyasi aktörlerin ve uluslararası risklerin tetiklediği ekonomik krizin etkileri yıllarca sürdü. Milletimiz bu etkiler sonucunda altından kalkmakta zorlandığı bedeller ödedi ve bugünde şartlarda da ödemeye de devam ediyor.

2018 yılında baş görmeye başlayan ve günümüze kadar en yüksek seviyelere çıkan Türk Lirasındaki değer kaybı bu döneme damgasını vurmuştur. Toplumdaki bireyler arasındaki gelir adaletsizliği, çift hanelere yükselmiş, sürekli yükselen enflasyon ve akabinde yaşanan hayat pahalılığı, kredi faizlerinin yükselmesi, artan cari açık, Merkez Bankasının yanlış para politikası sonucunda yine bir kriz yaşamaktayız.

Merkez Bankasının verilerine göre, 1 Ocak 2018 de, 3,78 TL seviyelerinde olan dolar kuru, bugün itibari ile 12.50 TL seviyelerine yükselmiştir. Aynı şekilde Avrupa Para birimi olan Euro ise 4,54 TL seviyelerinden 13,82 TL seviyelerini test etmektedir. Bu geçtiğimiz 4 yıl boyunca döviz kuru karşısında Türk Lirası % 330 oranında değer kaybetmiştir.

Döviz kurunun son birkaç yıl içerisinde ani artışı sebebi ile birçok ara mallarını yurt dışından ithal ederek tamamlayan ülkemizde fahiş fiyat artışı sebebi ile bu yaşanan ekonomik yük, yine halkımızın üzerine yıkıldı.

Bir ayda akaryakıta 18 kez zam yapıldı. Halkımızın temel ihtiyacı olan elektrik, doğal gaz son bir yılda % 50’nin üzerinde zam gördü. Tarımda girdi maliyetleri yükseldi. Geçtiğimiz yıl 50 Kg ‘ı, 130 TL olan suni gübre fiyatları bu yıl 50 Kg’ı 450 TL seviyelerine geldi. İlaç olarak ta yurt dışına bağlı olduğumuz tarım girdilerinin yükselmesi durumunda tarımımız durma noktasına geldi. Çitçilerimiz tarlasını, bağını satarak bu ekonomik krizden çıkma çabası içine girmektedir. Böyle olunca çiftçimiz tarımdan uzaklaşmaktadır. Buğdayı Ukrayna’dan, mercimeği Kanada’dan, fasulyeyi Çin’den alarak çiftçimize bir darbe daha vurulmaktadır.

Bundan 5 yıl önce yani 2016 yılında bir asgari ücretli 430 dolar karşılığında ücreti olmasına rağmen, bugün 226 dolar ücret olması alım gücünün yarı yarıya düştüğü ve dünyada halkının en fazla geliri düşen ülkesi haline geldi, Türkiye.

Açlık sınırının 3 150 TL ye yükselmesi ve 2 826 TL olan asgari ücretin gerisinde kalması ile vatandaşlarımızın açlıkla mücadele etmeye başlamıştır. Hatta 1500-2000 TL olan milyonlarca emekli, almış olduğu bu düşük maaş geliri karşısında mucizeler yaratmaktadır. Tüik’in’ de, 19,89 seviyelerinde açıkladığı yıllık enflasyonunun ciddiyeti tüm halkımız tarafından endişe ile karşılanmaktadır.
Geçim derdine düşen halkımız, en ucuz temel ihtiyaç malzemelerini bulabilmek için market’ ten market’ e gezmektedir. Sabahtan akşama raflardaki ürünlerin güncelliğini yitirdiği, market raflarında sürekli etiketlerin değişmesi de market çalışanlarını da bezdirmiş olduğunu gözlemliyoruz.!

Siyasi aktörlerin gün boyunca ekran karşısında ona buna ayar vermeye çalışması karşısında, her söylenen sert ifadeden dolayı ekonomik tedirginlik artmaktadır. Merkez Bankası Başkanı veya Başkan yardımcıları söz dinlemiyor diyerek görevden alınmaları ve mevduat faizlerinin zorla düşürülmesi karşısında kur ve altın yükselmeye devam etmektedir.

Bugün ülkemizin yaşadığı en büyük sıkıntı iyi yönetilemediği ve sonucunda tüm iktisadi hayatın yükünün milletin üstüne yüklendiği bu hayat pahalılıktır. Halkımız her geçen gün fakirleşiyor. Milletimiz bedel üstüne bedel ödüyor.

Siyasi iktidar, ülkenin ve milletin menfaati düşünüyorsa, en kısa sürede seçim kararı alınarak yüce Türk milletine sandığı sunmalı. Millet Demokratik yollardan siyasi iktidarın başarılı ya da başarısız olduğu konusunda fikrini söylemeli. Başka çare kalmadı, artık.! Bu iyiliği yüce Türk milletine yapın.! Milleti daha fazla fakirleştirmeyin, yoksullaştırmayın.! Daha fazla ızdırap çektirmeyin.!

Efraim PALA

Mudanyadaemlak.com

Zeytin OTOPARK RUHSATLI

Volkan Biçer - BİÇER SİGORTA & ARACILIK HİZMETLERİ

Game House Playstation Mudanya Nöbetçi Eczaneleri Sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar