Demokrasiye sonuna kadar inandığım için ve demokratik bir ülkede yaşadığımızdan dolayı, ülkemizde yaşayan her bir yurttaş duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmelidir. Anayasal gerekliliktir bu. Günlük sosyal hayatımızda diyalog içince olduğumuz yüzlerce belki binlerce insan oluyor. Her insanın da farklı duygu, düşünce ve karakteristlik yapısı var. İnsanların birbirleri ile diyaloglarını kurabilmeleri için mutlaka karşılıklı konuşmaları ve iletişimini sağlamaları gerekmektedir. Tabi bu karşılıklı konuşmalar belli bir anlayış ve saygı çerçevesinde olursa, etkili iletişim sağlanmış olur.

Karşılıklı konuşmalarda bazı kişiler çok konuşarak her şeyi bildiğini ima etmekte ve karşısındaki kişiye egosunun yüksek olduğunu göstermektedir. Sahip olduğu görüşü ve düşüncenin doğru olduğunu baskılayarak kabul ettirmeye çalışıyor. Karşısındakinin duygu ve düşüncelerinin de, onun için bir önemi yoktur. Dinlemez, dinlese de kişinin doğruluğunu kabul de etmez zaten. Bu tür yaklaşımlı insanlara günlük hayatta birçok kere karşılaşıyoruzdur, mutlaka.

Toplumumuzda yaşayan insanların kutuplara ve farklı gruplara bölünmesi sonucunda, diyalog içinde olduğu kişinin doğruluğunu kabul etmesi, saygı ve hoşgörü göstermesi zorlaşmaktadır. Böyle olunca aile içinde, okulda, sokakta, çarşıda, işyerinde ve kahvehanede insanların birbirleri ile çatışma içinde olduğunu görmek te kaçınılmaz oluyor.

Öyle bir zamana geldik ki; birçok kimsenin kimseye hoşgörüsünün ve saygısının kalmadığını gördüğüm insanlar gün geçtikçe artmaktadır. Öncelikle TV’yi açtığımızda ülkemizi yöneten siyasetçilerin birbirlerine karşı yapmış oldukları söz düellolarına şahit oluyoruz. Siyasi liderlerin birbirlerine karşı hoşgörülerini yitirdiklerinin sonucunda, hakaretleri de peşi sıra gelmektedir. Yurttaşlarımız ekranlarda gördükleri siyasi liderlerini kendilerine rol-model seçtiklerinden, onların davranış biçimlerini taklit etmeye çalıştıkları da kaçınılmaz oluyor. Bu siyasetçilerin davranış biçimlerinin toplumumuzun her noktasına kadar yansıdığını görüyoruz ve yaşıyoruz.

Tabii farklı etkenlerde söz konusudur. Aile içi problemler, İşsizlik, ekonomik sıkıntılar, gelecek kaygısının yaşanması, eğitimin yetersizliği insanların birbirine karşı hoşgörüsünü ve saygısını yıpratmaktadır. İlişki kurmak ta zorlaşmaktadır. Bu aşamada, sosyal çevrelere baktığımızda, İşyerlerinde, okulda, çarşıda, kahvehanede, toplu taşıma araçlarında insanların yapmış oldukları diyaloglarda, bu zayıflığı görmek mümkündür. Karşılıklı konuşmaların birçoğunda doğal olarak fikirler ayrışabiliyor. Bu gayet normal bir durum, ancak hoşgörü ve düşünceye saygı kalmayınca, istemeden tartışma ortamı oluşuveriyor.

Geçtiğimiz günlerde, ortak yaşam kültürünün oluşmadığı bazı kimselerin, toplu yaşamak zorunda oldukları apartmanında yapmış olduğu gürültü ve saygısızlık ile komşularını rahatsız ettiğini TV de gördüm. Bencilliğin arttığı, hoşgörüsüzlüğün had safhaya ulaştığı ve saygının bittiği bu ve buna benzer toplumlarda gelinen noktada, kavga ile darp edilerek birbirlerini yaraladıklarını üzülerek izledik.

Erkeğin fiziksel gücünü kullanarak kadına yapmış olduğu baskı ve zulmün giderek arttığı birçok vaka duyduk ve gördük. Eşini 3 gün boyunca eve kilitleyen ve sürekli döven sonrada ölümüne sebep olan bir caninin vahşetine şahit olduk. Yolda, sokaklarda eşini döven yerden yere vurarak, kan revan içinde bırakan, ailesini pompalı tüfekle katleden bu zatların hoşgörüsüzlüğün eseridir bunlar. Etrafımız kadınların öldürülmesi ile sonlanan yüzlerce binlerce olay ile doldu. Kadın cinayetlerine karşı alınan adli tedbirlerin yetersiz olduğu bu düzenden cesaret alan saygı ve hoşgörü yoksunu binlerce vahşi insanlar türedi.

Akdeniz ülkesi insanı olduğumuz içinde bir canıtezlilik ve sabırsızlık ruhumuzda var, galiba. Karşılıklı düşünceye karşı müsamaamız yok denecek kadar azalmış, bazı durumlarda maalesef bitmiş.

Güne yeni başladığımız bir sabahta karşılaştığımız kişiye günaydın demek, trafikte karşılaştığımız bir sürücüye öncelik vermek, kapıda karşılaştığımız kişiye yol vermek, konuşurken karşımızdaki kişinin düşüncesine saygı göstermek, onun sözünü kesmemek, bol bol teşekkür etmek ve empati yapmak hiçte zor olmasa gerek. Modern toplum olabilmemiz için, yaşadığımız her anda karşımızdaki kişiye mutlaka saygılı ve hoşgörülü olma gayreti içinde olmalıyız. Bunun için bireysel olarak mücadele etmeliyiz. Kendimizi geliştirerek, geleceğimizi emanet edeceğimiz evlatlarımıza örnek olacak davranış biçimlerini sergilemek ve bu çerçevede onları yetiştirmek için de çaba sarf etmeliyiz.

Efraim PALA

 

radyopoyraz.com sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar