1918 yılında Mondros Mütarekesi anlaşmasının imzalanması Osmanlı İmparatorluğunun sonunun başlangıcı olmuştur. Bu tarihten itibaren karşılarında bir güç görmeyen İtilaf devletleri Anadolu’yu karış karış istila etmeye başlamışlardır. İstila amaçları doğrultusunda, İngilizler, 25 Haziran 1920 tarihinde Mudanya açıklarına demirleyen savaş gemilerinden sabah saatlerinden itibaren, Mudanya iskelesine asker çıkartmaya başlamıştır.

Bu tarihte, Mudanya da ayakkabı tamirciliği yapan ve satan Canip ustanın oğlu olan Şükrü Çavuş, doğduğu İlçede askerlik görevini yapmaktaydı. İngilizlerin Mudanya’ya asker çıkartılmasını sindiremeyen Şükrü Çavuş ve birkaç arkadaşı mezarlıklar bölgesinden ateş ederek çatışmaya girerler.

İlk ateşte bir binbaşıyı öldüren, bir yüzbaşı ve bir astsubayı yaralayan Şükrü Çavuş, karşı ateş sonrasında Deniz Caddesindeki kavşak ortasındaki, park haline getirilmiş mekân’ da 22 yaşında iken şehit düşer. Şükrü Çavuşun açtığı ateş sonrasında paniğe kapılan İngiliz askerleri Mudanya açıklarında demirli olan gemilerine sığınmaları ile işgale ara verilir.

11 gün sonra, İngilizler diğer bir itilaf devleti olan Yunanlılarla yaptıkları anlaşma gereği Mudanya’yı Yunanlılara teslim etmişler. Bu süreçten sonra, Mudanya’da yönetimi devralan Yunan askerleri, Mudanya’nın sokaklarında devriye gezer, halka göz açtırmazmış. Her türlü sosyal faaliyet işgalci Yunanlar tarafından kontrol edilir, Türk halkına nefes dahi aldırmazlarmış. Evlerin bacalarından duman tütmesine, ocakların yanmasına, evlerde ışık yakılmasına müsaade etmezlermiş. Sokaklarda 2 kişi yan yana gezemezmiş. Böylelikle kara günler yaşayan Mudanya’nın düşman işgali 2 yıl, 2 ay,17 gün sürerek, 12 Eylül 1922 arifesine kadar gelinmiş.

30 Ağustos 1920 tarihinde Türk Askerinin zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruzundan sonra, Anadolu’yu işgal eden 250 bin civarındaki Yunan orduları dağılarak, gelişi güzel yağma yaparak, evleri, köyleri yakarak, yıkarak masum insanlarımızı katlederek geri çekilmeye başlamıştır.

Türk ordusunun, 3. Kolordu ve Kocaeli grubu 11 Eylül günü, Bursa’yı düşman işgalinden kurtardıktan sonra, Bursa’daki işgalci Yunan kuvvetleri Mudanya’ya doğru geri çekilmeye başlamışlar.11 Eylül gecesi Mudanya da şiddetli çatışmalar yaşanmış. Yunan askerleri tarafından Gündoğdu tepesinde önemli bir mukavemet sağlanmış. Altıntaş köyü civarında bazı çatışmalar olmuş. Yörükali ve Aydınpınar köyü hattında da direnç göstermişler. Bu direnmelerinin amacı karşı saldırıya geçmek veya savunmak değil, Mudanya’ya geri çekilişi güvence altına almakmış. Böylelikle, Mudanya limanına güvenle ulaşıp, Mudanya’yı ve ülkemizi terk etmekten başka bir düşünceleri yokmuş.

Türk Askeri o kadar hızlı ilerliyormuş ki; günlerdir, uykusuz, aç, susuz, kanları ve canları uğruna ülkenin her karış toprağını savaşarak elde etmeye çalışıyorlar. Hatta yorgun ve aç olan Türk askerine, Mudanya’ da halkın kazanlarla yapmış oldukları yemekleri yiyecek zamanları bile olmadan, düşmanı batı yönünde kovalamaya devam ettiklerini söyleyen büyüklerimizden öğrenmiştim.
İşgalci Yunan ordusunun bazı askerleri batı yönünde, İzmir istikametine doğru kaçmışlar. Yunan Albayı Zirvas ve bazı Yunan birlikleri iskele açıklarındaki savaş gemilerine, çapulcular gibi sığınmışlar. 2 Yunan alayı, Türk askeri tarafından teslim alınmış. Bir Tümen Komutanı ile 202 Subay, 3 binden fazla er, 32 top ile binlerce silah ve mühimmat, Türk ordusu tarafından ele geçirilir. Böylelikle;12 Eylül 1922 günü akşam saat 16: 00 sıralarında Mudanya, düşman işgalinden kurtulur.

Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, diyen; Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde 26 Ağustosta başlayıp, 30 Ağustosta sona eren Başkomutanlık Meydan Muharebesinin Zafer yürüyüşünden Mudanya, Bursa ve tüm ülkemiz kurtulur.

Bu kutsal topraklara hiç düşünmeden canlarını veren, kanlarını akıtan Mehmetçiklerimize Vatan borçluyuz, bayrak borçluyuz, namus borçluyuz. Bunu hiçbir zaman unutmadık, unutturmayacağız.

Mudanya’nın Düşman işgalinden Kurtuluşunun 99.yılı kutlu olsun.

Efraim PALA