İran gezimizin 2. Kısmında, Van’dan gelen Yusuf bey ile Tebriz terminalinde buluşmamız ile grubumuz tamamlandı. Akşam saat 18:30’ da otobüsümüz ile yaklaşık 14 saat sürecek olan İsfahan seyahatimize başladık. Otobüs ile seyahat eden yolcular arasında Türkçe bilen İranlıların olması da bizlere daha sıcak bir ortamda seyahat etme imkanı tanıdı.

Yolculuk esnasında tanıştığımız ve bizlere mola yerlerinde iletişim ve diğer konularda yardımcı olan Seher kardeşimiz ailemizden biri gibi, bizlere yakınlığını hissettirdi. Yine otobüs yolculuğu sırasında İranlı arkadaşların Türk sanatçılarından İbrahim Tatlıses, Sibel Can, Ebru Gündeş hayranı olduklarını öğreniyoruz. Bu sanatçılarımızın, yanımızda getirdiğimiz flaş bellekteki şarkılarını seyahat esnasında gecenin ilerleyen saatlerine kadar birlikte arzulu bir şekilde dinlemeye devam ettik. Gece boyu yaptığımız yolculuğumuz da rakım olarak yüksek dağlardan geçerken oluşan kar yağışından dolayı zaman zaman hızımız azalsa da bizlerin heyecanlı ve güzel görüntüler yaşamamıza neden oldu.

Güneşin ilk ışıkları ile birlikte İsfahan terminaline ulaştığımızda rehberimiz Samira hanım bizleri karşıladı. Bizi bekleyen aracımız ile konaklayacağımız otelimize hareket ettik.

Otelimizde bir süre dinlenip, kahvaltı yaptıktan sonra, dokusunu ve kimliğini kaybetmeden, özgün karakterini koruyabilmiş ve dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olan İsfahan gezimize başladık.

Safevi hükümdarı Şah Abbas (1587-1628) yılları içinde İran'ın gelişmesi için çok gayret etmiş. Yine hükümdarlığı süresi içinde İsfahan’ı Safevi devletinin başkenti yaparak yol, köprü, saray ve birçok kervansaraylar yaptırmış. Bunlardan en önemlisi olan (Nakşi Cihan) İmam meydanı, 512 metre uzunluğu ve 163 metre genişliğiyle yapıldığı dönemde dünyanın en büyük meydanıymış. Çin’in Tiananmen Meydanı’ndan sonra, bugün dünyanın en büyük 2.meydanı olması ve UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde olan Nakşi Cihan Meydanı, dikdörtgen şeklindedir.

Meydan çevresinde tur atmak isteyenler için faytonların olması ortamın dokusu ile bütünlük sağlamış. Meydanın ortasında geniş bir avlu ve avlunun ortasında büyük bir havuz yer alıyor. Fars mimarisine özgü bahçeleri, önemli İslam eserleri, rengârenk pazarları ve geleneksel kültürün bir parçası olan insanları ile adeta yaşayan bir müze değerindedir.

Tarihi İpek yolu üzerinde bulunan İsfahan’da ticaret yapan kervanların mallarını sattıkları, hayvanlarını dinlendirdiği bu meydan ve etrafındaki odaların alt katları mallarını sergiledikleri dükkan ve ofis, üst katları ise yatma yerleri olarak yapılmış. Tarihi dokusunu kaybetmeden yüzyıllardır hizmet eden kapalı çarşıda kilimden ipek halıya, gümüşten minyatüre İran’a has alınacak her şeye rastlanabiliyor.

Meydanın dört bir yanını çeviren kapalı çarşılarının alanı toplamda 2 km uzunluğundadır. Çarşılarını adımlarken safran kokusunun ağır baskısı altında tarihte bir yolculuğa çıktık. Bu hayal dünyası içinde Fars eserlerinin tüm ihtişamı gözlerimizi doldurdu. Çarşı içindeki rengarenk baharat tezgahları ve iç akustiği ile bizlere keyifli bir yürüyüş, satıcıların Türkçe konuştuğu çarşı içinde, alışveriş yaparak, İran kültürünün eşsiz örneklerini de tanıma şansını yakalamış olduk.

Nakşi Cihan meydanında, İmam cami kapısı, Şeyh Lütfullah camii kapısı, Ali Gapu sarayı ve Kayseriye kapısı olmak üzere 4 ayrı giriş kapısı vardır. Safevi işçiliğinin en güzel işleme örneklerini üzerinde taşıyan bu camilerde, çiçek ve hayvan figürleri göz doldurmaktadır. Geleneksel mimarinin en güzel örneklerini barındıran caminin, yedi renkli mozaik çini süslemeleri ve hat yazılarının güzelliği oldukça etkileyici. Caminin içi, dışı her yeri şehrin sembolü haline gelmiş ve bir çok yerde karşımıza çıkan mükemmel mavi çinilerle kaplı olması ihtişamı daha da arttırmaktadır.

Meydan’ının batısında Kraliyet Sarayı olarak bilinen Ali Gapu sarayın’ dan (Devlet Kapısı)biraz bahsetmek gerekirse, Şah Abbas’ın emriyle 1597’de yapılmış ve meydana hâkim bir konumda bulunuyor. Şah Abbas’ın meydandaki törenleri izlediği saray, “Ali’nin Kapısı” anlamına geliyor. Her birine dik merdivenlerle çıkılan katların tavanlarında ve duvarlarında birbirinden değişik süslemeler göze çarpıyor. Ali Gapu Sarayı’nın,18 ince ve zarif sütun üzerinde yükselen terası oldukça ilgi çekici ve meydanı fotoğraflamak için güzel bir konum sağlıyor.

Zayende Nehri üzerinde tüm ihtişamıyla yer alan Siosepol Köprüsü 1602 yılında inşa edilmiştir. Yaklaşık 1 km uzunluğunda park yürüyüş ve alışveriş alanlarının son noktasında olan Siosepol köprüsü 300 metre uzunluk ve 14 metre genişliğinde olup 33 sütun üzerine inşa edilmiştir. Dinlenmek ve gezinti yapmak için harika bir yer olan Köprü ve çevresinde bulunduğumuz zamanda nehir suyunun barajda tutulmasından dolayı suyun olmadığı bizleri biraz üzdü.

Çehel Sütun, Şah Abbas döneminde yapımına başlamış ve II. Şah Abbas döneminde 1647’de tamamlanmıştır. Bahçesinde yüksek ağaçlar ve önünde büyük bir havuz dikkati çekiyor. 20 sütunlu sarayın önündeki havuzda yansıyan 20 sütun görüntüsü nedeniyle Kırk Sütun Sarayı olarak adlandırılan bu sarayda zamanının devlet büyükleri ve yabancı devlet adamları ağırlanıyormuş.

Rehberimiz Samira hanımın profesyonelliği sayesinde, kısa ve dolu dolu geçen İsfahan gezimizin sonucunda mutlu olmamız ile bizlerin tekrar İsfahan’a gelme isteği gönüllerimizde yer etti. Gezimizin sonunda, gelirken çizdiğimiz yolun tersi olan Tebriz’e hareket etmek üzere terminalde otobüsümüzü beklemeye başladık.

Geride çok güzel duygular, çok değerli arkadaşlıklar bırakarak istemesek te hüzünlü bir şekilde İsfahan’dan ayrıldık. Tebriz’deki rehberimiz Samet bey ve eşi Sima hanım ile de vedalaşarak bir kez daha buluşmak üzere, aracımız ile sınır kapısına ulaştık. Kapı köy sınır kapısındaki zorlukları tekrar yaşayarak Van’a ulaşmamız sonrasında 2 saatlik bir uçuş ile Van havaalanından İstanbul Sabiha Gökçen havaalanına indik.

Efraim Pala

mudanyacicek.com sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar