2019 yılının son 2 ayına kadar Türkiye’nin gündeminde olmayan kanal İstanbul projesinin hayata geçirilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aşırı istekli olması, Türkiye’nin gündemini değiştirdi.

453 milyon metrekarelik bir alana yapılması düşünülen kanal İstanbul’da Yenişehir yaşam alanı 30 milyon metrekarede olması planlanmış. Marmara denizinden, Karadenize kadar toplamda 44 kilometre uzunluğunda, 400 metre genişliğinde ve 25 metrede derinliğe sahip olacağı planlanmış. Yenişehir planlanmasında ise 500 bin konut ile birlikte sosyal yaşam alanlarının olması öngörülüyor. Yapımı için ise, en az 75 milyar TL ülke kaynağının aktarılması hesaplanmaktadır.

Kanal İstanbul’un yapılıp yapılmaması konusun da birkaç aydır kamuoyundan takip ettiğimiz kadarı ile bilgimiz var. Kanal İstanbul’un Türkiye gündemine oturmasından önce 2015 yılında Katar ve diğer Arap ülkelerinde proje similasyonunun TV‘lerde gösterilmesi ile Arap ülkelerindeki insanların Kanal İstanbul güzergâhından arazi ve daire almaları konusunda satışlar başlamış. O yüzden ülkemin topraklarını yabancı insanlarının satın alma girişimleri olmuş. Bu süreden sonra, yapımı düşünülen kanal güzergâhında ne kadar tapu hareketi olduğunu da henüz bilmek mümkün değil. Bildiğiniz üzere ülkemizde;1 milyon dolar değerinde konut alan yabancıya Türk vatandaşlığı hakkı veriliyordu. Eylül 2018 tarihinden itibaren bu oran 250 bin dolara düşürülünce yabancılar için konut alınması cazip hale getirilmişti.

İstanbul Büyük şehir belediyesinin Kanal İstanbul konusunda bilim adamlarının değerlendirdiği bir Çalıştay yapılmasından başka ciddi bir çalışmaya şahit olmadık. Kanal yapımı sırasında kullanılacak patlayıcıların mevcut deprem fay hattını ne derece etkileyeceği muamma.1999 Gölcük depremi sonrasında beklenen İstanbul depreminin, Kanal projesinin hayata geçirilmesi sonrasında insanların güvenli alanlara çıkmasını veya ulaşımı ne kadar etkileyeceği konusunda ciddi bir araştırma yapılmadığı görüyorum. Kanal üzerinde yapılması düşünülen köprülerin olası depreme ne kadar dayanıklı olacağı ve yeterli olup olmadığı bilinmiyor.

İstanbul’un içme suyunu karşılayan Terkos gölü ile Sazlıdere barajının yapılacak olan bu kanaldan etkilenip etkilenmemesi ciddi bir çalışmaların yapılmasına bir sebeptir. Yani en az 20 milyon nüfusa sahip olacak İstanbul nüfusunun içme suyunun karşılanabilecek seviyede olması en önemli konuların başında gelmektedir.

Karadeniz’e kıyısı olmayan üçüncü taraf ülkelerin savaş gemileri, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre Karadeniz’de 21 gün kalabiliyor. Söz konusu gemiler İstanbul Boğazlarından geçmese bile bölgeye giriş yaparken Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nden de geçeceği için sözleşme kurallarına bağlı kalmaya devam edecek. Kanal İstanbul projesi, bu bağlamda, Montrö’de yer alan bu şartları etkileyecek bir durum ortaya çıkarmıyor.

Rusya ve Azerbaycan petrol ve doğal gazının dünyaya ulaştırılması konusunda deniz yolunu kullanarak tankerlerin boğazlardan geçme yoğunluğu, boru hatlarının açılması ile her geçen gün azalmaktadır. Yani, Ulaştırma bakanı Cahit Turhan’ın boğazlardaki trafiğin arttığını ‘’yeğenim söyledi, geçen yıl Üsküdar’dan Beşiktaş’a 15 dakikada geçiyorduk, bu sene yarım saati buluyor. Çok yoğun deniz trafiği var’’ demesi, bir bakanın değersiz, basit ve komik bir ifadesi olarak geride kalmıştır.

Kanal İstanbul konusunda kamuoyunun paylaştığı birçok başlık var. Ama ben başka bir konuya daha değinmek istiyorum. Bedrettin Dalan döneminde Haliç’in temizlenme çalışmalarında kollektörler ile boğazın akıntısına bırakılan atıklar, karayel ve imbat rüzgârları ile Karacabey boğazından itibaren Gemlik Körfezine kadar yayılarak Marmara denizinin kirlenmesine, denizdeki yaşamın bitmesine sebep olmuştu. Bu kirlilikten Mudanya da yıllarca denizin renginin bakteri ve planktonlar yüzünden yeşile döndüğünü dün gibi hatırlıyorum. Kıyılarımız da Kalkan balığının dahi bolca avlandığı bu yıllardan sonra, denizimizin su kalitesinin bozulması ile değil kalkan balığı, yerel balık yaşamı bitme noktasına gelmiştir. 35 çeşit balık varlığının 7 veya 8 çeşide düştüğü günümüzde, açılacak olan bu kanalın Marmara denizindeki kirliliğin artması ile deniz yaşamını ne kadar olumsuz etkileyeceği de araştırılmalıdır. Yapılacak olan yapay adacıkların bu süre içerisinde denizleri çamur deryası haline getireceği, denizdeki oksijenin azalmasına sebep olacağını düşünmekteyim.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘’isteseniz de istemeseniz de kanal İstanbul yapılacak’’ demesi ile inatlaşması yerine bilim adamları ile yapılacak araştırmalar neticesinde doğru karar verilmesi, ülkemiz ve insanlık adına geri dönüşü olmayan bir girdaba girmekten daha iyidir. Yarın öbür gün; ‘’beni kandırmışlar’’ diyerek pişmanlık gösterilmesi hiçbir şeyin geri gelmeyeceği bir gerçektir.

Efraim PALA

radyopoyraz.com sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar