Güncel Haber

Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar bir süre içerisinde dini bayramlarımızda büyüklerimizi ziyarete gittiğimizde öncelikle mendil hediyemizi alırdık. O dönemlerde herkesin cebinde temiz kişisel kullanım için bir mendili vardı. Kişiler hapşırdığında, aksırdığında, öksürdüğünde cebinden çıkardığı mendil ile ağzını ve burnunu kapatıyordu.

Büyüklerimizden aldığımız alışkanlıklar ile akşam olup ta eve geldiğimizde ilk iş olarak el, yüz ve ayaklar güzelce yıkandıktan sonra, sofraya oturulurdu. Yani o günlerde temizliğe daha çok dikkat ettiğimizi algılayabiliyorum.

Genel anlamda aile yapımıza baktığımızda evimizin bal dök yala tarzında ter temiz olduğu hepimizin malumudur. Ancak insanlarla birlikte yaşadığımız evimizin dışındaki sosyal alanlarda aynı hassasiyeti göstermekten nedense uzak kalıyoruz. Buna bir kaç örnek vermek gerekirse;

Yolda, sokakta veya sahilde yürürken önümüzdeki, arkamızdaki veya yanımızdaki bir şahsın derin ve kuvvetli bir şekilde yere tükürdüğüne şahit olmuşuzdur. Bunun yanında kişilerin yolda yürürken içmiş oldukları sigarayı izmarit halinde sokağa fırlattığını görmüşüzdür. Yine karşınızdaki kişinin göz göre göre burnunu karıştırdığına tanık olmuşunuzdur.

Her sokakta evsel atıkların konulduğu çöp konteynerinin olmasına rağmen yine de çöpümüzü konteyner yanına, arkasına içinden kirli suları akar vaziyette koymayı da ihmal etmiyoruz.! Bazı apartmanların balkonundan zaten dar olan kaldırıma iple sarkıtılmış halde çöp torbasına çarptığımız olmuştur. Böyle olunca da bazı sokak ve mahallelerimizin çöp kutusu gibi koktuğunu, sinek ve haşeratın sevdiği ortamın olduğunu ve çevreye mikrop saçtığını görmekteyiz.

Aralık 2019 yılında Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan Korona Virüs ile mücadele etmenin en başlı etkeni olarak kişisel ve çevresel temizliğin önemi ortaya çıkmaktadır. Unutmuş olduğumuz el ve yüz sağlığını tekrar hatırladık. Fakat uygulamada hala yeterli seviyede değiliz. Bana bir şey olmaz. Bana virüs bulaşmaz. Bende virüs yok. Ben temizim diyen birçok kişi sokaklarda, caddelerde dolaşmaya devam etmektedir.65 yaş ve üzeri büyüklerimizin daha çok risk altında olduğu açıklanmasına rağmen sahil hattında, parklarda birçok büyümüze rastlamak mümkün. Bu tehlikeyi önemsemeyen yurttaşlarımızın, deniz havası almak bahanesi ile sahil hattında, parklarda bayram kalabalığı yaşattığını geçtiğimiz pazar günü endişe ederek gördük.

Değerli büyüklerim ve kıymetli küçüklerim; Küresel bir virüs salgını olan dünyamızda çok hızla yayılan virüsün taşıyıcısı olabiliriz. Bunun belirtilerini göstermeyebilirsiniz. Yakın temas sağladığımız tokalaşmayı ve sarılmayı bırakalım. Kişiler ile aradaki mesafeyi bir metre ve üzerinde tutarak, el temasından kaçınalım. Ellerimizi yüzümüze değdirmemek için dikkatli olalım. Herkesin ortak kullandığı kapı kolları, merdiven korkuluklarını, otobüsteki tutamakları kullandıktan sonra el temizliğini sağlayalım. En uygun zamanda ellerimizi en az 20 saniye, bol bol su ile yıkayalım. Evimizde bireysel kullandığımız havlu, su bardağı gibi gereçleri sık sık değiştirelim. Bana göre en önemli bir konu da çarşı, pazar alışverişinde binlerce insanın temas ettiği ve üzerinde milyarlarca bakteri ve mikrobun barındığı para kullanımında dikkatli olalım. Kredi kartı kullanımını arttırarak para ile temas etmeyi azaltmak mümkün olabilir.

Ülkemizde ve dünyada, her geçen gün ölümlerin hızla arttığına üzülerek şahit oluyoruz. Sağlık Bakanlığının ve uzmanların Televizyon kanallarında belirttiği tedbirleri uygulamak için özen gösterelim. Bana bir şey olmaz demeyelim. Başkalarını da düşünelim. Tespit edilen binlerce Korona Virüs vakasına bizde dâhil olup, virüsün bulaşması için zincirin halkası olmayalım. Bu sinsi düşmanı bir olursak, beraber olursak, önemsersek yeneriz.

Bunun için ‘’Evde kalalım. Sağlıcakla kalalım’’.

Efraim PALA

Bu hafta öne çıkanlar