Güncel Haber

Covid 19 virüsüne maruz kaldığımız, yaklaşık 13 aydır tüm dünyada 2 902 000 kişi, ülkemizde ise, 34 182 kişi hayatını kaybetti. Ölümlerin hızlandığı, aşılanmanın yavaş ilerlediği bu günlerde daha ne kadar ölümlerin olacağı da belirsizliğini koruyor.

Aslında ölüm sadece İnsanoğlunun değil, yeryüzündeki bütün canlıların kaderidir. Varlık sahnesinde olan her canlı mutlaka bir gün ölümü tadacaktır. Ama zamansız ve sırasız olunca, geride kalanlara büyük acılar bırakıyor.

Evet, son bir yıldır en çok konuştuğumuz konuların başında geliyor ölüm. Camilerimizin hoparlörlerinden, Belediyenin mesajlarından, Sosyal medyadan, TV’lerden, Gazetelerden bir sevdiğimizin, bir yakınımızın, bir akrabamızın ölmediği gün yok, maalesef.

Ummadığımız dostlarımızın acı haberlerini aldık. Ölümlerine inanamadık, şaşırdık, üzüldük, yasa boğulduk. Yaşa da bakmıyor artık bu bela. Çocuk, genç, kadın, erkek, yaşlı ayırt etmiyor, artık. Mutasyona uğrayarak bağışıklığını arttırdı. Direnç kazandı, insanoğluna karşı.

Ölümlerin çokluğundan ve virüsün bulaşma riskinden dolayı bir an önce defin edilmeye başlandı, cenazeler. Mezarlıklar lebalep doldu, yer kalmadı. Bursa, İhsaniye kent mezarlığı da bu doluluktan nasibini aldı. Bu ihtiyaca cevaben, Bursa Büyükşehir Belediyesi Mudanya Hasköy Mahallesinde 418 dönümlük arazi üzerinde bir mezarlık yapacağı ve bu doğrultuda çalışmaların sona yaklaştığını da duyurmuştu. Bu mezarlığa da definler başladı. 

Ölümün gerçekliğinin yanı sıra, doğmak ve yeni bir hayata başlamak ta yaşamsal bir döngüdür. Cenab-ı Mevlâ’mın yeryüzünde gösterdiği en büyük mucizelerinden biridir, doğum. Bu anlamda ailece yaşamış olduğumuz, doğum mutluluğunu sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Düşünsenize, bir damla sudan başlıyor ilk yolculuk. Bu süre içerisinde anneye çok büyük sorumluluk düşüyor. Çünkü iki canlıdır artık. Kendinden ziyade doğacak yavrusunu düşünmeye başlıyor. Süreç ilerliyor. Bebeğin gelişimi her geçen gün artıyor. Bunu izleyen anne, baba ve ailelerimizin, heyecanları had safhaya çıkıyor.

Teknolojinin ilerlemesi ve yapılan Ultrason görüntülerinin alınarak bebeğin cinsiyetinin belirlenmesinden sonra daha büyük bir heyecan kaplıyor, yüreklerimizi. İşte o günden itibaren hazırlıklar başlıyor. İsminin ne olacağı konusunda tatlı bir arayış içine giriyoruz. Beşiği, bebek arabası siparişi veriliyor. Giysileri alınıyor. Odası hazırlanıyor. Yani, bebeğin yeni bir dünyaya merhaba diyeceği ilk günün hazırlıkları heyecanla yapılmaya çalışılıyor. Sayılı günler gelip, geçiyor. Mucize gerçekleşiyor, doğum gerçek oluyor. Allah’ıma, şükürler olsun. Ölümün gerçekliği gibi, doğumunda gerçekliği ispatlanıyor. Dünyalar bizim oluyor. Çok mutlu oluyoruz, çünkü ailemize yeni bir nefes, yeni bir can geldi.

Bu duygu ve düşüncelerle bizlerde, doğanın mucizesini yaşamış olduk. Yeni bir hayat başlıyor gözlerini bu dünyaya açan ‘’ELİS’’ bebek için. Yeni anne, baba, dede, nine için.
Üzülmek, ağlamak, gülmek, mutlu olmak, sevmek, sevilmek; insanı insan yapan en büyük delillerdir. Beşeri dünyada, Allah İnsanoğluna her türlü duyguyu yaşatıyor. Sonsuza kadarda yaşatacak.

İnsanoğlunun var olduğu süre içerisinde tüm canlılar dünyaya gözünü açarak merhaba demeye, diğer yandan ise, ölümü tatmaya devam edecek. Daha dün bizler doğduk, sizler doğdunuz, çocuklarımız doğdu, torunlarımız doğdu, daha niceleri doğacak. İnsanoğlunun hayat çarkı dönecek, yaşam devam edecek.

Efraim PALA