Güncel Haber

Oyak Renault fabrikasında çalıştığım yıllarda aldığımız yöneticilik eğitimlerinde, unutamadığım bir yönetim sistemi vardı. Değişik zamanlarda bende bu örneklemeyi uygulama çabası içinde oldum. Yazacağım satırlarda anlatarak, sizinle de paylaşmak istiyorum.


Bir genel müdür; çalıştığı şirkette kalite, maliyet, süre ve insan kaynakları konularında ciddi iyileştirmelerde bulunmuş. Ürettikleri ürünün kalitesini arttırarak, piyasada aranan ürün haline getirmiş. İş ortamında gerekli iyileştirmeleri yaparak, teknolojik makinalar kullanılmasına özen gösterirmiş. Çalıştırdığı personeline de yeterli değeri verir, eğiterek kalifiye personel olmasını sağlarmış.

Hal böyle olunca randımanlı çalışmayı öğrenmişler. Aldıkları siparişleri zamanında yetiştirerek, piyasada güven tazeliyorlardı. İşte o Genel Müdürün yönetiminde şirket, kar üstüne kar elde ediyormuş. Çalışan işçiler, iş ortamından ve aldıkları maaşlardan da yeterince memnunmuş. Bu memnuniyet şirketin değerine değer katıyormuş.

Ama memnun olmayan bir kişi varmış.! O da şirketin patronu.

Kendisi çok çalışıyor. Her tarafa koşuşturuyormuş. Her işe yetişmeye çalışmasına rağmen, hiç çalıştığını görmediği o genel müdür, bütün gün makamında oturuyormuş. Piposunu içerken, etrafında sürekli birilerinin olması ve sürekli onlarla sohbet ediyor olması, patronu çok mu çok kızdırıyor ve rahatsız ediyormuş.

Bu duruma daha fazla dayanamamış patron. Yüksek ücretle çalıştırdığı ve ofisinden çıkmayan, pipo içen, etrafında birileri ile hep sohbet ederken gördüğü, genel müdürünü işten çıkarmış. Yerine eski müdüründen daha genç, daha dinamik, iyi eğitim almış bir genel müdür atamış. Yeni genel müdür işine hızlı başlamış. O atölyeden, diğer atölyeye koşturur. Patronu da koşturduğunu görerek izliyor ve doğru bir karar verdiğini düşünüyormuş.
Tüm personeline ‘’ben gelmeden işe başlamayın’’, ’’son kararı ben vereceğim’’ diyerek sürekli tembihliyormuş yeni atanan genel müdür. Mahiyetindeki hiçbir yöneticiye ve mühendisine güvenmiyormuş. Atandığı günden itibaren şirketindeki ki tüm faaliyetlerde bulunmak istiyor. O onay vermeden diğer bir işe geçemiyormuş, atölye şefleri. Mühendisler yeni makine kurulumlarında üretime geçebilmek için, genel müdürün gelmesini ve onay vermesini bekliyorlarmış. Ürün sipariş edileceği zaman bile, ürünün müşteriye tesliminde sürekli genel müdürün onayı alınmak zorunda kalınıyormuş.

Eee, o genel müdürde can! Bir yere kadar yetişiyormuş tabi ki. Yetişemediği durumda atölyelerde üretim durur. Üretim kayıplarına rağmen bile, genel müdürün gelerek, işi onaylaması beklenirmiş. Yoksa amirler kalayı yiyiyorlarmış.!

Aylar geçtikçe şirketin üretim maliyetleri artmış. Böylelikle her geçen gün zarar etmeye başlamış. Ürettikleri ürünleri zamanında teslim edemeyerek piyasada güvenilirliği de kalmamış. Müşteride piyasada alternatif ürünlere yönelmeye başlayınca, siparişleri azalmış. Üstüne üstlük ürünün kalitesi de git gide düşüyormuş.

Çalışanlar düşen kaliteden sorumlu tutulmuşlar. Bazı hakları kesilmeye başlanmış ve hal böyle olunca, şirket içerisinde huzursuzluk baş göstermeye başlamış. Böyle durumlarda her zaman olduğu gibi, fatura çalışan işçiye kesilmiş. Daha fazla zarar etmemek için, işçilerini işten çıkartmaya başlamış, sayın patron.

Patron; Her şey iyi giderken, ne oldu da şirketin bu kadar kötü duruma düştüğünü, başını ellerinin arasına alıp düşünürken, kapının aralığından bu durumu gören bir çalışanı, izin alarak içeriye girmiş. Gerçekleri bir bir anlatmaya başlamış sayın patronuna.

Siz, ofisin önünden gelirken geçerken eski genel müdürü sürekli oturuyor, pipo içiyor ve sohbet ediyor zannediyordunuz. Eski genel müdürümüz bağlı bulunduğu mühendislerine, atölye şeflerine her türlü yetki ve delegasyonu vermişti. Kimse kimseyi beklemiyor. Herkes kendi görevini yerine getiriyordu. Yani işi uzmanına ve layık olduğu kişinin yönetimine veriyordu. Böylelikle saatin dişlileri gibi çalışan bir sistem vardı. Genel müdürümüz sadece izler, gerektiğinde müdahale ederdi.

Ama siz bundan rahatsız oldunuz. Daha az maaş ile genç tecrübesiz ve liyakatsiz yeni bir genel müdürü atadınız. Atadığınız genel müdür kimseye güvenmiyor. Her şeyi görmek, bilmek ve onay vermek istiyordu.

Böyle olunca da hiçbir işe yetişememeye başladı. Çünkü o da bir can. Riskli durumlar da, hatalı kararlar vermeye başladı. Diyerek durumu anlatınca, patron yaptığı yanlışı anlamış oldu.

Patron, eski genel müdürü çok daha fazla maaş ile eski görevini iade etmesi ile uçurumun eşiğinden dönmüş, Şirket. Eski başarılı günlerine dönebilmek için; çok zaman, para ve iş gücü kaybedilmiş.

Bugün ülkemiz, bir şirket gibi merkezden ve tek elden yeni bir başkanlık sistemi ile yönetilmeye çalışılıyor. Yetki ve delegasyon yönetenlerin elinden alınmış görülüyor. Son günlerde görüldüğü gibi, Bakanlıklar bile alınan kararları kendi inisiyatifleri doğrultusunda hayata geçiremiyorlar. İtirafı edilen ve affedilmesi istenen birçok ta yanlış kararlar verilebiliyor, bu sistemde.

Öyle olmasına rağmen; çok çalışıyor, Cumhurbaşkanımız. Her yere koşuyor, her açılışı kendisi yapıyor. Milyonları ilgilendiren ve alınan birçok kararı tek kişi olarak onaylıyor ve kamuoyuna açıklıyor. Ama nereye kadar yetişecek Cumhurbaşkanımız, çünkü o da bir can.

Efraim PALA

 

 

erdonmez peyzaj 300piks

Tahammül İlhan Mudanya Esnaf Kefalet Koop Başkanı

İnci Söğütlü Ak Parti Mudanya İlçe Başkanı

Emre AKDEMİR Ak Parti Mudanya Belediye Meclis Üyesi

Şeref ŞAŞ Mudanya Şükrü Çavuş Mah Muhtarı

Mustafa Bayral Mert Tarım

Ertan ABDULAZİZOĞLU Mudanya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı

Servet Şahiner Taşıyıcılar Koop Başkanı

Ömer Tantekin Zeytin Otopark

CEM TAMAÇ MESAJ

Hüseyin Hatipoğlu İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı

Zeytin OTOPARK RUHSATLI

Mudanyadaemlak.com

Game House Playstation Mudanya Nöbetçi Eczaneleri Sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar