2011 yılının mart ayında, Arap baharından etkilenen Suriye’de halk yüksek işsizlik rakamlarından, yoksulluk ve siyasi özgürlüğün kısıtlanması sebebi ile Suriye devlet başkanı Beşar Esat yönetimine karşı ılımlı protestolar başladı. Esat yönetiminin bu protestolar karşısında almış olduğu sert askeri tedbirler sonrasında halkında örgütlenerek yönetime silahla karşılıklar verince ülkede iç savaş çıktı.

 Zaman içerisinde Suriye deki radikal gurupları destekleyen İran, Suudi Arabistan, Abd ve Rusya’nın da iç işlerine karışması nedeni ile kimin kiminle savaştığı belli olmayan savaş arenasına döndü. Rusya’nın Esat hükümetine vermiş olduğu hava desteği karşısında kendi halkını terörist ilan eden Esat sivil halkın üzerine bombalar yağdırarak binlerce insanının ölümüne sebep oldu. İran’ın da maddi ve personel desteği sonrasında güç kazanan Esat, halkı üzerinde katliamlarına acımasızca devam etti.

Oluşan bu durumda, Irak’ta doğan ve palazlanan radikal dinci örgüt olan İşid mensupları için de bulunmaz bir zemin oldu. Vahşi terör örgütü İşid bu boşluktan faydalanarak önünde ciddi bir engel ile karşılaşmadan Suriye içlerine doğru ilerledi. Ele geçirdikleri yerleşim yerlerinde vahşi katliamlar yapan, şehirleri yakıp yıkan İşid’ e karşı Küresel gücü elinde barındıran Abd nin terör örgütü pkk – ypg - pyd terör örgütüne binlerce tır silah ve mühimmat desteği sağlayarak her zaman yaptığı gibi terör örgütünü, terör örgütüne karşı kullanmaya başladı. İşid terör örgüte Türkiye ile birlikte Suriye’deki tüm güçlerin müdahale etmesi ile mevcudiyetini yitirmeye başladı. Abd, pkk – ypg - pyd terör örgütüne vermiş olduğu silah ve mühimmatı Türkiye’nin baskısına rağmen geri almak için gayret göstermedi. Verilen her türlü destek ile cesaretlenen pkk-pyd-ypg terör örgütü Türkiye ile Suriye arasında bir alanı işgal ederek Akdeniz’e kadar olan alanları ele geçirip ilerlemeye başladı.

Bu bölgelerdeki halkın göç ettirilmesi ile bölge, demografik yapısı değiştirilmek istendi. Bu konuda da başarılı oldular maalesef. Bu göçler karşısında ülkemizin güneyinden kontrolü sağlanamayan binlerce Suriyeli, kitleler halinde göç ederek ülkemize girdi. Tabi kontrol ve kimlik bilgileri sağlanamayan bu halkın içine terör örgütü mensuplarının da sızması sonrasında ülkemizin değişik şehirlerinde toplumsal travmaya sebep olan canlı bomba patlamaları karşısında ülkemizde yüzlerce insanımız öldü. Bunun yanında sınıra yakın olan yerleşim yerlerinden öncelikle Reyhanlı, Suruç, Başkale, Kilis ve Nusaybin gibi yerleşim yerlerine yapılan roket ve havan saldırısı karşısında yine yüzlerce vatandaşımız öldü.

Suriye’nin iç savaşının devam ettiği bu bölgede Kürt grupların terör devleti kurma çabalarına Türkiye tepkisiz kalmadı. Fırat kalkanı ve Afrin harekâtları ile Kürt terör örgütü devleti kurulmasına engel olmaya çalıştı. ‘’Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gece ansısın gelebiliriz’’ mesajı ile aylar süren politik görüşmeler ve hazırlıklar sonucunda, Abd nin işbirliği içinde göstermelik bazı ortak devriye çalışmaları oldu. Ancak Abd’nin ikiyüzlü, güvensiz ve karaktersiz bir politika gütmesi sonucunda bu savaş bitmekten uzak kaldı.

En nihayetinde 09.10.2019 günü saat 16:00 da topçu birliklerimiz ile Hava kuvvetlerimiz ülkemizin meşru müdafaası için önceden belirlenen terör bölgelerine teröristleri etkisizleştirmek amacı ile hiç bir ülkenin desteği alınmadan Barış Pınarı harekatı başlatıldı.

BARIŞ PINARI HAREKATI HARİTA

Türkiye’ye yakın olduğu zannedilen bazı Arap ülkelerinin de olduğu Kahire merkezli Arap Birliği, ‘’Türkiye’nin Suriye’ deki harekâtı işgal ve Suriye’nin egemenlik hakkının ihlalidir.’’ Kararı alarak kınaması ülkemizde Araplara güvenilemeyeceğini bir kez daha belgeledi.

Avrupa birliği de boşta durur mu? Onlarda Türkiye’nin Suriye topraklarını işgal ettiğini belirten karar için toplandı. Soydaşımız olan Macaristan’ın devlet başkanının ‘’Türkiye’nin kendisini savunması en doğal hakkıdır’’ tepkisi ile kararı veto etmesi ile AB’nin çabasını sonuçsuz bıraktı. Bu yaranın çıbanbaşı olan Abd başkanı Trump tehditler savurarak Türkiye’yi ekonomik olarak mahvederim deyip tutarsız şımarık çocuk zekâsı ile cümleler kurmaktan da geri kalmıyor. Trump’ın, BM’i acil toplantıya çağırarak Türkiye’ye baskı yapılmasını istenmesi de Rusya ve Çin’in akılcı vetosu ile karşılaştı.

Öyle bilinmelidir ki; Türkiye’nin asıl amacı bu bölgede Kürt terör devletinin oluşmasını engellemek, Suriyeli sığınmacıları ülkelerine geri göndermek ve ülkemize yapılan saldırıları önlemektir. Bunun haricinde daha önce olmadığı gibi bundan sonrada işgal gibi bir oluşumun gerçeği yansıtan bir durumu yoktur.

İyi parti genel başkanı Meral Akşener’in dediği gibi ‘’Bugün ülkemizde tek parti vardır Oda Al Bayrak Partisidir.’’ demesi ile birlik ve beraberlik içinde olmamız gerektiğini ifade etmektedir.

Kıymetli okurlarım, Gördüğünüz üzere şer odakları tek tek karşımıza çıkıyor. Bizleri işgal ile suçlayan ülkeler dönüp kendi yapmış oldukları işgali ve katliamları görmemezlikten geliyorlar. Türk milletinin değil, onların geçmişi karanlık. Türk milletine yaptıkları kara propagandalar da mutlaka sonuçsuz kalacak.

Onlara, şu sözleri söylemekten de geri kalmayacağım: Yüzyıllar boyunca atalarınız da 12 kez birlik olup Türk’e karşı şer odağı oluşturdunuz. Hiç birinde de başarılı olamadınız. Yine birleşin, yine gelin. Biz Türk milleti olarak dersinizi vermeye hazırız. Sizler bu toprakların her karışının şehit kanı ile yıkandığını bilmiyorsunuz. Kanının son damlasına kadar bayrağımızın yılmaz bekçisi olan kahraman ve şanlı Mehmetçiğimiz sizi bekliyor olacaktır. Sizlere bir şeyi daha hatırlatayım ‘’Her Türk Asker Doğar’’ ve ‘’İslam’ın bekçisi de şanlı Türk askeridir ‘’haberiniz olsun.

Efraim PALA

mudanyacicek.com sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar