Terör, kişilerde yılgınlık yaratarak ve büyük çaplı korku vererek bir eylem durumunu ifade ederken; terörizm, siyasal amaçlar için mevcut durumu kanun dışı yollardan değiştirmek amacıyla örgütlü, sistemli ve sürekli terör eylemlerini kullanan bir durumdur.

Ülkemizin, son 40 yılına damgasını vuran terör, hiç kuşkusuz günümüzün en büyük problemlerinden biridir. Ülkemizin başına bela edilen en büyük terör örgütleri olan Pkk, Fetö ve Daeş terör örgütleridir. PKK’nın, 15 Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli baskınlarının ardından, Fetö terör örgütü ise 15 Temmuz 2016 yılında ülkemizde darbe kalkışması sonrasında, Daeş ise Irak topraklarında doğup, Suriye de yuvalandıktan sonra ülkemize sıçrayan pislik yuvalarıdır.

Türkiye’de bölgesel gelişmişliğin (eğitim, kültür, ekonomik imkânlar, iklim vs.) farklı farkı olması, az gelişmiş bölgelerde yaşayan insanların üzerinde devlet otoritesinin azalmasına neden olmuştur. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’deki terör sorununun Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerimizde ortaya çıkması ve hâlen devam etmesi kaçınılmaz olmuştur. Öncelikle doğu ve güneydoğu bölgelerimizdeki vatandaşlarımız üzerinde otorite kurmaya çalışan Pkk terör örgütüdür. İdeolojik hayali fikirlerini, vatandaşlara korku ve dehşet uygulayarak sindirme ve yıldırma politikası uygulamaktadır. Halkı Türkiye Cumhuriyetine karşı kışkırtmak temel amacıdır. Bu kargaşalıktan faydalanarak sözde kürt devleti kurma hayali gütmektedir.

Yine yaklaşık 40 yıldır sinsice devletin birçok biriminin içine sızmış ve yuvalanmış olan Fetö terör örgütü 15 Temmuz 2016’ da hortladı. Ülkemizi sinsi planlarla oyalayarak ve sonrasın da darbe yaparak ele geçirme planları, 254 vatandaşımızın canlarını hiç düşünmeden verip şehit olması ile suya düşmüştür. Ülkemiz bünyesinin kılcal damarlarına kadar öyle bir yuvalanmışlar ki, 3 yıldır bu pislikleri temizlemek hala mümkün olmamıştır.

Bir diğeri ise, Irak ve Suriye deki iç karışıklıkları fırsat bilen ve bu ülkelerde din adına beslenerek büyüyen İslamiyet’i temsil ettiklerini iddia eden vahşi terör örgütü Daeş’tir. Bu coğrafyadaki ülkeler ile Dünyanın başına bela olan ve kara bir paçavra ile ortaya çıkıp kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan suçsuz ve masum insanları öldüren eli kanlı, vahşi insanlar topluluğu olan bir terör örgütüdür, Daeş.!
Bu terör örgütleri her ne kadar birbirinden farklı gibi görünse de hedef ve amaçları itibariyle bir birine çok benzerler. Masum ve suçsuz insanları öldürerek korku ve endişe ortamı yaratmak ve bundan menfaat elde etmek idealleridir.

Yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştığım terör örgütlerini ülkemizin başına bela eden ülkeleri hepimiz biliyoruz. ‘’Bana dokunmayan terörist bin yaşasın diyerek’’, koruma altına alınan örgüt elemanlarının hamisi olan o kadar çok ülke var ki. Bunların birkaç tanesi Abd, İngiltere, Almanya, Yunanistan, İsrail ve Fransa’nın başını çektiği ülkeler yıllarca insan hakları, demokrasi safsatası ile bu terör örgütlerine her türlü desteği verdiler. Dışarıdan beslenen bu terör örgütlerinin, kökünü kazımakla zorlandık. Bu mücadele sonrasında ülkemiz vatan evlatlarından binlercesini şehit verdik. Halada vermeye devam ediyoruz. Terör örgütünün saldırılarından dolayı yaşadığımız ekonomik çöküntünün etkileri de yine biz vatandaşlar yükleniyor, maalesef.

Başarısızlıkla sonuçlanan barış süreci olarak adlandırdığımız açılımdan mutlaka bir tecrübe edindik. Ancak bugün geldiğimiz noktada, İmralı cezaevinde suçunu çekmekte olan bebek katili, terörist başı öcalanın avukatları ile görüşmesinin önü açılıp, tekrardan imtiyazlar verilmesi düşündürücüdür. Siyasetçileri vatandaş olarak anlamak mümkün değil! Önceki dönemde açılım adı altında Hükümet sözcüleri Öcalan'ı parlatmaya çalışmışlardı. O zaman da yapılan pazarlıkların bir benzerinin yapılacağının zemini mi hazırlanıyor acaba? Aynı oyun yine sabah gazetesi yazarı tarafından ‘’Sayın Öcalan’’ cümleleri kurularak tekrarlanmaya mı çalışılıyor?

Ülkemize maddi ve manevi darbe vuran bu teröristlerin, döktükleri kanlar yerde mi kalacak? Hala şehitlerimizin geldiği bu günlerde acılarımız dinmeyecek mi? Anaların, babaların kardeşlerin, çocukların döktüğü gözyaşını görmemezlikten gelmek mümkün olabilir mi? 23 Haziranda yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimleri için bir takım ince hesaplar mı yapılmak isteniyor?

Yakın zamanda neler ile karşılaşacağımızı bilemiyoruz, ülkemizin nelere gebe olduğunu, tahmin etmek mümkün değil. Zaman bizlere gerçekleri gösterecektir.

Efraim Pala

Avukat İnci Söğütlü Ak Parti Mudanya İlçe Başkanı Kutlama mesajı

Emir Ali Usta Mudanya Esnaf Teşkilatları Başkanı Mesajı

Mert Tarım Mustafa Bayral

Mevlana Şimşek Mesajı

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar