Hepimizin malumu üzerine, 31 mart 2019 tarihinde Türkiye genelinde mahalli Belediye seçimlerini yaşadık. Seçim çalışmaları ittifaklar oluşarak çoklu parti olmaktan ziyade 2 ana partinin yarışı haline gelmiştir. İktidar partisinin kurduğu Cumhur ittifakı ile muhalefet partilerinin kurduğu Millet ittifakı. Türkiye siyasetinde bu ittifaklar hayatımıza girdi. Ve bundan sonraki siyasi gelişmelerde de ittifak oluşumları olacağı kesinleşmiş görülmektedir.

 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylaması sonrasında kabul edilen Anayasanın değiştirilmesi ile Cumhurbaşkanının partisinin başkanı olduğunun önü açılmıştı. Bu dönemden sonra, Cumhurbaşkanı ile bazı Bakanlar iktidarda olan partisinin menfaatine çalışır oldu. Cumhurbaşkanı Yerel seçimlerde defalarca halkının karşısına çıkarak Millet ittifakı için çöp, çukur, çamur, zillet, terörist olarak lanse etmişti. Bunun yanın da içişleri bakanı Süleyman Soylu, bütün valilere "CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin" talimatı vermesi ve İttifak parti mensuplarını terörist yaftası ile yakıştırılması, halkın kafasını karıştırmıştır. Ve buna tarım bakanı Pakdemirli’nin de ‘’bu adilere oy vermeyin’’ telkinleri de halkın düşmanlığını beslemekten başka bir işe yaramamıştır.

Halkın lider olarak gördüğü yöneticilerin günlerce ekran başında kendileri gibi düşünmeyenleri kötülemeleri, hor görmeleri, dışlamalarının sonucunda halk ötekileştirildi. Böylelikle insanlar zihinlerde ikiye bölünme aşamasına gelmiştir. Bu tür söylemlerin birikimi olarak ta toplumsal olayların çıkması da kaçınılmaz olur, maalesef.

İşte bunun örneğini en son Hakkari’ de şehit düşen piyade er Yener Kırıkçı’ nın Ankara Çubuk ilçesinde ki cenazesin de gördük. CHP Genel başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’ nun şehidimizin cenaze namazında, galeyana gelmiş bir grup tarafından protesto edilmesi ve fiziksel saldırıya uğramasını kabul etmek mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyetinin ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’ nun linç edilmek istenmesi utanç verici davranış olarak, hepimizin ayıbı olmalı.

Bunun yanında MHP genel başkanı Devlet Bahçelinin de, CHP genel başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’ na ‘’bu adama yumruk attıracak kadar ne yaptın‘’ demesinden ziyade, yumruk atacak seviyeye nasıl getirildiğini sorgulaması gerekmez mi idi? İnsanların bu kadar psikolojik travma yaşayacak hale getirilmesinde payım var mı? Sorusunu sorarak öz eleştiri yapması gerektiğini beklerdim.

Aynı şekilde Güneş gazetesinin, askerlerimizin şehit olmasının sorumluluğunu İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU için mutlu’ musunuz demesinin vicdani bir açıklamasını bulamıyorum. Sivas Madımak katliamı olayını, ömrüm boyunca unutmam mümkün değil. Bir daha Türk milletinin böyle travmatik olaylar yaşamasını istemiyorum.

Provoke edilmiş bu tür saldırıları gerçekleştiren şahısları tahrik edecek söylemlerden siyasilerin imtina etmesini ve söylediği söylemleri iki kere düşünüp bir kere söylemeleri gerektiğini düşünmekteyim. Sevgi, saygı, hoşgörü, tahammül etme ve kabullenme duygularını bizlerin tekrar kazanması gerekmektedir. Çünkü ülke bizim ülkemiz ve birlikte yaşayacağız.

CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’ na yapılan saldırıda kimsenin zarar görmemesi tesellimiz olmuştur. Siyasilere yapılan bu tür saldırıların son saldırı olması umudunu yaşayarak, bir vatandaş olarak geçmiş olsun dileklerinde bulunuyorum.

Ülkemizin birliğini ve bütünlüğünü bozmak için gerçekleştirilen bu tür çirkin eylemler emeline ulaşamayacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın ki; bu tür olaylar da Türk milleti tek vücut olur. Düşünemeyen cahillerin bunu bilmesi gerekir.

Efraim PALA

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar