Akdeniz havzası içinde bulunan ülkemiz küresel iklim değişikliğine maruz kalan ülkelerin başında gelmektedir. Bölgemizde birkaç derecelik bir sıcaklık artışı sonucunda yaz aylarında karşılaştığımız gibi orman yangınlarında bir artış ile karşılaşıyoruz. Bununla birlikte tarım alanları da kuraklıktan etkilenerek verim kaybına uğramaktadır.


Çiftçimiz kuraklıktan etkilendikçe mevcut havzalarda bulunan su kaynaklarını kullanarak verim artışı sağlamaya çalışmaktadır. Bununla birlikte kuraklıktan etkilenen çiftçi, her geçen gün kuru tarımdan, sulu tarıma geçiş sağlamaktadır. Çiftçilerimiz nehirlerdeki, göllerdeki ve yer altı sularını kullanarak kuraklığın ve çölleşmenin önünü açmaktadır. Su kaynaklarının ölçüsüz kullanılması bir kısır döngü ile sonun başlangıcı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kasım ayında hava sıcaklıklarının 10-12 derecelerde olması gerekirken,24-26 derecelerde olması ve hiç yağmurun yağmaması insanlık geleceği için tehlike sinyalleri olarak algılamalıyız. Öyle ki 15-20 yıl öncesinde Mudanya’da birçok dere ve doğal çeşme varken, bugün bunların tamamının kurumasına üzülerek şahit olduk. Hiç bir şey de yapmadık.

Bursa’nın su kaynağı olan Doğancı ve Nilüfer barajlarındaki su seviyesi her geçen gün düşmektedir. Buski yetkilileri, yeraltı su kaynaklarını faaliyete geçirerek vatandaşın kullanımına sunması tehlikenin yaklaşmakta olduğunun işaretidir. Bu durumda barajlarda birkaç aylık suyumuzun kaldığını da hatırlatmakta fayda görüyorum.

Türkiye, bilinenin aksine su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen 1.519 m³’lük su miktarı ile ‘su sıkıntısı çeken’ bir ülke konumundadır. Nüfusumuzun 2030 yılında 100 milyona ulaşacağı tahmin edildiğinde ve yıllık kişi başına düşen su miktarının 1.120 m³’e gerileyeceği öngörülüyor. Diğer bir deyişle, artan nüfusu ve büyüyen kentleriyle Türkiye, ‘su fakiri’ olma yolunda ilerliyor.
 
Türkiye’de günümüzde 25 su havzası var. Her havza kendine özgü farklı yaşam mücadelesi vermektedir. Örneğin, Büyük Menderes ve Ergene havzalarında kirlilik sorunu ön plandayken, Bakanlık ve Çevre Müdürlüklerinin ciddi bir çevre politikasını hayata geçiremediğinden sanayi ve evsel atıkların büyük bir bölümü bu havzalara akmaktadır. Bu havzalarda su diyemeyeceğimiz bu sıvı zehir maalesef kontrolsüz bir şekilde tarımda da kullanılmaktadır.
Ülkemizdeki toplam nüfusun yüzde 28’i Marmara Bölgesi’nde yaşarken, buradaki havzalar toplam su akışının ne yazık ki yüzde 4’lük kısmını topluyor. Meriç, Ergene, Gediz, Büyük Menderes, Burdur Gölü, Konya ve Asi Nehri havzalarında yüzey ve yeraltı suyu kullanımı, su kaynaklarının kendini yenileyebilme kapasitesini aşmış durumda. Bu durum havzalardaki su potansiyeli için büyük bir tehdit oluşturup, ekosistemi de olumsuz etkilemektedir.
Kıymetli dostlarım; Açgözlü bir şekilde davranarak doğaya ve birbirimize betonlaşarak kötü davrandığımız bu süreçte, kendi bindiğimiz dalı kestiğimizi görmeliyiz. Yere düşmemek için ekosistemi korumak, yaşam kaynaklarını artırma faaliyetlerine hız vermeliyiz. İnsan ayak izinin doğada daha fazla alanlara basmasının önüne geçmeliyiz.

Bu amaçla 11 Kasım 2019 günü gerçekleştirilen,11 milyon fidan ekimi kampanyalarını, ah vah etmeden sık sık tekrarlayarak geleceğimize koruma altına almalıyız.

Efraim PALA

NASA KÜRESEL ISINMA HARİTASI - A

NASA KÜRESEL ISINMA HARİTASI - B

radyopoyraz.com sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar