Pandemi şartlarından en çok etkilenenlerin başında öğrencilerimiz gelmektedir. Uzaktan eğitimin hâkim olduğu 2020/2021 yıllarında hem Üniversitelerimiz, hem de öğrencilerimiz zorlu bir dönemden geçtiler.

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) uzaktan eğitimin yeterli eğitim seviyesine ulaşmamasından dolayı 2020 yılında taban puanı 180’den 170’ çekmişti. Baraj düşürme durumu 2021 yılında da gerçekleştirildi. Böylelikle 2020/2021 döneminde, Yüksek Öğretim için Ön lisans, Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimi almak isteyen 7.940.133 öğrenci elektronik kayıt gerçekleştirmişlerdir.

2021/2022 Öğretim yılında da Yüksek Öğretim Kuruluna (YÖK) kayıt yaptıran öğrenci sayısı 8 milyonu geçeceğini beklemekteyim. Bu 8 milyon öğrenci 129 Devlet Üniversitelerinde, 73 Vakıf Üniversitelerinde ve 5’i Vakıf Meslek Yüksek Öğretim Kurumlarında olmak üzere toplamda 207 Üniversitede eğitim göreceklerdir.

Baba ocağından, ana kucağından ayrılan ve hayalleri olan çocuklarımız, yeni bir şehirde, yeni bir okulda, yeni öğretmenlerini, yeni arkadaşlarını tanıyarak eğitim hayatına başlayacaklar.
Başlayacaklar ama! Peki; bu 8 milyon öğrenciyi barındıracak öğrenci yurtlarımız var mı?

Devletin yurtları yetersiz ve kısıtlı olduğu için başvurular kura ile sonuçlandırılıyor. Devlet yurduna yerleşemeyen öğrenciler cemaat ve vakıf yurtlarının kapısını çalmak zorunda kalıyor. Devlet yurtlarına verilmeyen imkânların cemaatlerin ve vakıfların yurtlarına verildiğini de bilmeyen yoktur herhalde.

Çocuğum üniversiteyi okuyacak diye dişinden tırnağından arttırarak yıllarca birikim yapan anne ve babalar özel yurtlara veya cemaatlerin yurtlarına gitmekte çareyi buluyorlar. Bende özel bir yurda çocuğunun kaydını yeni yaptıran bir arkadaşımdan almış olduğum özel yurt fiyatlarını açıklamak istiyorum.

Tek kişilik bir odanın yıllık fiyatı 35 bin TL. 2 kişilik bir oda 27 bin TL. 3 kişilik bir oda 24 bin TL. 4 kişilik bir oda ise 19.300 TL olarak belirlenmiş ve öğrencilere sözleşme yapılarak veriliyor. Yapılan bu sözleşmede sadece sabah kahvaltısının verilmesi sonucunda sosyal ihtiyaçların karşılandığı belirtilmektedir. Yani diğer öğün yemekleri, cep harçlığı, yol, giyim ve diğer ihtiyaçları ile de çocuğumuzun yıllık harcaması 50 bin TL.’ ye kadar çıkmaktadır.

Devlet yurtlarında şansı olmayan, özel yurtların fiyatlarının yüksek olması sonrasında, öğrencilerin bir kısmı da bir kaç arkadaşı ile birleşerek apartman dairesi tutmaya çalışıyorlar. Aynı şoku burada da yaşıyorlar. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerde de ev fiyatları almış başını gitmiş. 5 bin TL ev kirasına; elektrik, su, aidat ve ısınma bedelleri de eklenince okumak için çaba sarf eden çocuklarımız kral dairesinde kalacak fiyatlarla karşılaşıyorlar.

Tabi parası olan aileler için geçerli, bu seçenek. Ya parası olmayan aileler ne yapıyor. Maalesef, çocuğum okusun diye arabasını, evini satan aileleri biliyorum.
Zorluk içerisinde evlatlarını okutmaya çalışan ailelere, çocukları da yarım gün çalışabilecek bir iş bulabilenlerse işte o zaman kendilerini şanslı saymaktadırlar. Çalışacak iş bulamayan birçok öğrenci eğitim hayatını sonlandırmak veya dondurmak zorunda kalıyorlar, ne yazık ki.

Her İle bir üniversite söylemini sürekli söyleyen siyasi iktidar, öğrencilerin barınacağı yurtları ihmal etmiştir. Sosyal devletin gerekliliğini yerine getirememiştir. Hal böyle olunca yurtlara yerleşemeyen öğrencilerin, bir apartman dairesi tutacak paraları da olmayınca parklarda bankların üzerinde yatmak zorunda kalıyor. Ya da bir arkadaşının, varsa bir akrabalarının yanına sığınmakla geçici bir çözüm bulma çaresi içinde kalıyorlar.

Üniversite hayatına başlayan bu çocuklar işte bu olumsuzluklar arasında eğitimlerini tamamlamaya çalışacaklar. Sadece derslerinden dolayı sınava tabi olmayıp, başarabilirlerse hayat mücadelesi ile de sınav yapacaklar.

Kep atma törenleri ile mutlu sona ulaşabilen çocuklarımızı yeni hayatlarında iş bulma mücadelesi bekleyecek. Mezun olan ve iş bulan şanslı, iş bulamayan KPSS ile tanışarak atanmalarını beklemekle ömür tüketmeye ve hayallerini sürdürmeye devam edeceklerdir.

Efraim PALA