Ülkemizde bilim insanlarının tavsiyesi ile Sağlık Bakanlığımızın, Valimizin, Kaymakamımızın ve Belediye Başkanımızın Korona virüse (Covit 19)’a karşın almış oldukları önlemler toplum sağlığı için hayati önem arz etmektedir.

Alınan önlemlerin en önemlisi kişinin, kişiler ile sosyal temastan kaçınması ve el hijyeni olduğunu başlık altında toplayabiliriz. Korona virüs ile mücadeleye başladığımız günlerden itibaren temizliğin hayatımızdaki önemini anladık. Virüse karşı yaptığımız en önemli savunmamız ellerimizi, temastan sonra el dezenfektasyonları ve su-sabun ile yıkamaktır. Bunun yanında ağız, burun gibi üst solunum organlarının Covit 19 virüsüne maruz kalmaması için maske ve eldiven kullanmak olmalıdır.

El sağlığını sağlayabilmek için gün içerisinde birçok kere ellerimizi en az 20 sn. su ve sabun ile yıkamak su sarfiyatını arttıracaktır. Su fakiri haline gelmekte olan ülkemizde, Bursa’daki barajlardaki su doluluk oranının ortalama % 65 civarında olduğu açıklanmıştı. Bursa’daki barajların yeterli doluluk oranına ulaşamaması gerekçesi ile su tasarrufunu mutlaka önemsemeliyiz. Aile bütçesini düşünerek ve sonraki yaz aylarında susuz kalmamak için bireysel olarak tasarruf etmenin yollarını bulmalıyız. Bu doğrultuda evlerde çok su sarfiyatı olan, WC’ lerde su tasarruflu rezervasyonların kullanımını arttırmalı, mutfakta oluşan bulaşıkları bulaşık makinası ile yıkanmasını sağlamalıyız. Ayrıca elleri yıkarken çok su tüketildiğinden çeşmenin altında iken eli gören ve su bataryalarına takılabilen sensörlü cihazları kullanmayı da öneririm.

Mudanya’mız da, zorunlu ihtiyaçları temin edilmesini sağlayan esnafımızın haricinde, alınan bu önlemlere tüm halkımız, işçisi, emeklisi, esnafı ile uyum sağladı. Bu zor ekonomik şartlar altında, esnafımız dükkânlarını kapattı. Halkımız sokağa çıkmayıp, iş yerine gitmeyerek oluşabilecek virüs bulaşmasının önüne geçmeye çalışmaktadırlar. Bu aşamada bazı işverenler süresiz izin uygulamasının yanında bazı işverenlerde çalışanını işten çıkarmak zorunda kalmaktadır. İşinden uzak kalan veya işine son verilen vatandaşlar evlerinde hayatlarını karantina altında geçirmektedirler. Bu durumda maddi gelirleri ya kesilmekte, ya da çok aza inmektedir.

Demokrat Parti Genel Başkanı ve milletvekili Gültekin Uysal’ın bir aylık ücretini Korona virüs ile mücadele için bağışlamasının öncü olduğu görülmektedir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk milleti adına‘’ Biz Bize yeteriz’’ adı altında yardım kampanyası başlatmıştır. Bu kampanyaya 7 aylık maaşı ile katılması ile bazı bakan ve milletvekillerinin 3,4 aylık maaşlarını bağışlamaları örnek bir davranış olmuştur. Fakat genel kapsamlı bir çalışma olmadığı ve genele hitap etmediği için toplumdaki beklentileri karşılamamaktadır.

Gerçek şu ki; milletin hane bütçesinin en önemli kalemleri, doğalgaz, su, elektrik ve iletişim fatura giderleridir. Maddi kayıp yaşayan vatandaşlarımızın ödemek zorunda olduğu faturaları 3 ay ertelemek vatandaşı kısmen rahatlatacak ancak 3 ay sonra toplu faturalar ile karşılaşacaklar. Bu süre içerisinde işinden uzak kalan, çalışamayan vatandaşlar bu faturalarını bugün ödeyemezken 3 ay sonra da ödemesi mümkün olmayacaktır.

Karantinada ne kadar gün geçireceğimiz belli değil. Bu süreç insanların evde kalmaları, kişisel temizliğine dikkat etmeleri ve yapılan tıbbi mücadelenin başarısı ile doğru orantılıdır. Ancak bu karantina süresi içinde milletin zorunlu ödenmesi gereken, su faturalarını, elektrik faturalarını, doğalgaz faturalarını ve iletişim şirketleri (GSM ve İnternet)faturalarını devletin katkısı ile kendisi ödeyerek milletine sahipsiz olmadığını göstermelidir.

Devletimizin, Suriyeli sığınmacılara bugüne kadar 45 milyar dolar civarında yapmış olduğu insani yardımları biliyoruz. Kanımca, devletimiz Büyük Türkiye olduğunu burada ispat etmeli.

Kendi vatandaşlarının 3 aylık süre içindeki zorunlu faturalarını ödeyerek insani yardımları yapmakla işe başlamalı. Böylelikle, devletin ‘’ben buradayım ‘’ diyerek ‘’Devletin Baba’’ olduğunu milletine ispat etmesinin yeri ve zamanının geldiği açıktır…

Efraim PALA