Çok Hareketli günler yaşayan Türkiye gündeminde her gün yeni bir tartışma konusunun çıktığına şahit oluyoruz. 2019 yılına genel olarak değerlendirmesi yapıldığında öne çıkan temel özellik ekonomik daralma ve hayat pahalılığıdır. Ücretli çalışanların kazançları ve emeklilerin gelirleri “insan onurunun gerektirdiği yaşam şartlarını” karşılamaya yetmemektedir. Bu olumsuz şartları aşağıda bol rakamsal değerler kullanarak ifade etmeye çalışacağım.

Kasım 2019’da dört kişilik bir ailenin, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı, yani yoksulluk sınırı 6.849,62 TL’dir. Yine dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 2.102,83 TL. Bunun yanında evli olmayan çocuksuz bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 2.577,94 TL olarak hesaplanmaktadır.

Vatandaşın büyük bir çoğunluğu asgari ücretli çalışanlardır. Alın teri döken işçilerimiz, elinde kuruşların hesabını yapan emeklilerimiz, ay sonunu getirebilmek için kara kara düşünmektedir. Yaşamsal birçok ihtiyacını bir sonraki aya ve yine bir sonraki aya ötelemektedir. Bunun sebebi ise 2019 yılı içerisinde temel yaşam ihtiyacı olan elektrik, su, doğalgaz, ulaşım, sağlık ve gıda maddelerine % 30 ile %60 oranında yapılan zamlardır.

Genç işsizlerin %27’ye, genel işsizlik oranının ise % 14 seviyelerinde olan ülkemizde asgari ücretle bile iş bulan insanlarımız kendilerini şanslı addetmektedir. İşçi sendikalarının 2020 yılı asgari ücret tespit komisyonlarının çalışmalarından önce dağıtmış oldukları umutlar mum alevi gibi sönmüştür. Hiç bir yaptırım gücü olmayan İşçi sendikaları temsilcilerinin masadan imza atmadan kalkmaları da çaresizliğin sonucudur. Hal böyle olunca, 2020 yılının asgari ücretinin % 15,03 oranında artış sağlanarak 2324 TL olarak açıklanması, çalışanlarımızın umutlarını söndürmüştür.


2020 yılının ilk 6 aylık enflasyon oranı hesaplamasında Aralık 2019 ayının 0,74 olarak belirlenmesi ile emeklilere 6.49 oranında zam yapılmıştır. Yıllık enflasyon oranı11,84 olarak emeklilerimizin hayatını biçimlendirecektir. Yapılan bu zamlar devletin ceza, harç ve resmi evraklardaki 22,58 oranındaki zamlar ile uzaktan yakından ilgili değildir. Enflasyonun bu şekilde düşük gösterilmesi ile çalışanlarımıza ve emeklilerimize hazineden daha az para çıkışı sağlanarak, bütçe dengi sağlanmaya çalışılmaktadır.

Kara kışın etkilerini iliklerine kadar yaşayan geçim derdindeki vatandaşlar, bu yılın ilk günlerinde doğal gaz kombisini açmaya imtina etmektedir. Pazardan alınan sebze ve meyveler artık kilo ile değil, tane ile alınmaya başlanmıştır. Zaruri ihtiyaçları dışında harcamalarını kısan dar gelirli vatandaşlar, aybaşını iple çeker hale gelmişlerdir. Bu sıkı para politikası halkın geçim mücadelesini daha da zorlaştırmaktadır. Sıkılan kemerlerde son delikler kullanılmaktadır.

2018 yılında 9693 dolar olan kişi başı milli gelir oranını,2019 yılında 8811 dolara gerilemişlerdir. Ekonomi yönetimi kendilerini başarılı olarak görmeye devam ededursunlar, bizi yönetenler bu tempoda devam ederlerse, 2020 yılında ise milli geliri 7000 dolar sevilerine düşürmeyi başaracaklardır. Yani millet olarak her geçen yıl fakirleşmeye devam ediyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi de yılın bu ilk günlerinde Besaş’ın ürettiği ekmeğe %20 oranında zam yapması ve Buski’nin daha birkaç gün önce suya yapılan %15 zam ile de, asgari ücret zammı ve emeklilere yapılan zammı birkaç günde gölgede bırakmıştır.

Bunun yanın da, Bursa Büyük Şehir Belediyesinin su işletmecisi olan Buski, geçen dönemlerde Türkiye’de en pahalı suyu satarak tarihe geçmişti. 2018 yılında kanunlaşan 2464 sayılı Belediyeler Kanununun 87. maddesi uyarınca, abonelerinin adreslerine ‘’kanalizasyon harcamaları alt yapısına katılım payı’’ adı altında ihbarnameler göndermeye başlamıştır. Harcamalara katılım payı maddesi, Belediye kanununda yer alıyor. Ancak su faturalarında atık su bedeli ve katı atık toplama bedeli zaten alınmaktadır. Abonelerden hem yapılan kanalizasyonun parası alınmakta hem de normal su faturalarında atık su bedeli ile katı atık toplama bedeli tahsil edilmektedir. Her iki ödemede aynı amaca hizmet etmektedir. O halde neden vatandaşa bir bedel daha ödettiriliyor.?

Otobanların, köprülerin garantili yolcu geçiş anlaşmaları ile şehir hastanelerinin hasta garantili ödeme anlaşmalarının, vatandaşın üzerine yüklenme politikasına, Bursa Büyükşehir belediyesi de dâhil olmuştur. 2020 yılının bu ilk günlerinde zam şoku yaşayan, vatandaşa bir şok daha yaşatmıştır. Sosyal belediyeciliği ayaklar altına alıp, belediyenin borçlarını vatandaşına fatura ederek, ödettirme kervanına Bursa Büyükşehir Belediyesi de katılmıştır. Biçilen yüksek rayiç değerin ödenmesi için ise kanun maddelerinin kullanılması BBB’ sinin kötü yönetilmesinin ispatıdır.

Belediyeler Kanununun ilgili maddesini arkasına alan Bursa Büyükşehir Belediyesi ve kurumu Buski, ekonomik anlamda can çekişen ve açlık sınırındaki vatandaşa, bir aylık asgari ücretin yarıdan fazlasını fatura ederek ‘’kanalizasyon harcamaları alt yapısına katılım payı’’ adı altında bir ihbarname göndermelerini de; vicdanlarına bırakıyorum.

  Efraim PALA

Bursa Büyük Şehir Belediyesinin su işletmecisi olan Buski, geçen dönemlerde Türkiye’de en pahalı suyu satarak tarihe geçmişti. 2018 yılında kanunlaşan 2464 sayılı Belediyeler Kanununun 87. maddesi uyarınca, abonelerinin adreslerine ‘’kanalizasyon harcamaları alt yapısına katılım payı’’ adı altında ihbarnameler göndermeye başlamıştır.

Game House Playstation Mudanya Nöbetçi Eczaneleri Sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar