Güncel Haber
Muharrem İnce Mudanya'da

1.Dünya savaşından mağlup ayrılan Osmanlı İmparatorluğu, 1918 yılında imzalanan Mondros Mütarekesi anlaşması ile dağılma sürecine girmişti. O zamana kadar bünyesinde 64 ülkenin yer aldığı Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa devletleri ile birlikte işgalci devletlerce ‘’Hasta adam’’ olarak nitelendiriliyordu. Yenilgi sonrasında İmzalanan antlaşma gereğince; Boğazların hâkimiyeti, ülke topraklarındaki yer altı zenginlikleri ile Ordu ve Donanmanın hâkimiyeti İtilaf devletlerine verilmişti.

Mondros ateşkes antlaşması ile İstanbul ve boğazlar İngiliz Kraliyet donanması tarafından ablukaya alınmış, aynı anda İngilizler Merzifon ve Samsuna asker çıkartarak işgale başlamışlardır. İzmir ve çevresine Yunanlar asker çıkarmış, Adana ve çevre ilçelerini Fransızlar işgal etmiş, Antalya ile Konya illeri de İtalyanlar tarafından işgal edilerek paylaşılmıştır. Yani 1.800.000 m2 alanda İmparatorluğunu sürdüren Osmanlı, İşgalci İtilaf devletleri tarafından Anadolu’ya sıkıştırılarak parçalanmak ve bu pastadan pay almak istiyorlardı.

Samsun ve çevresinde, Pontos Rum devletini kurma hayali içindeki Rum çeteler ile İngiliz askerleri, bir avuç Türk gençlerinin yapmış oldukları mücadeleyi bastırmak istiyorlardı. Aksi durumda işgali tüm Karadeniz bölgesine yayacağını Padişah VI Mehmet’i tehdit ederek, nota veriyorlardı.

Harbiye Nazırı Abuk Ahmet Paşa ve Sadrazam Damat Ferit Paşa tarafından, Mustafa Kemal’e, 9.Ordu Müffettişi yetki ve sorumluluğu verildi. Mustafa Kemal’den Samsun ve çevrelerinde çıkan bu karışıklığın bastırması isteniyordu.

Osmanlı devleti bütün bütüne işgalci devletler tarafından paylaşılmıştı. Ortada bir avuç, Ata yurdun toprakları kalmıştı. Bu durumda kukladan ibaret olan; Padişah, Hilafet, Sadrazam, Hükümet kavramlarının hiç anlamı kalmamıştı.

Ülke topraklarının işgaline karşı İmparatorluk topraklarının dört bir yanında mücadele eden, 34 yaşında Albay rütbesine haiz olan Mustafa Kemal, Ulus egemenliğine dayanan tam bağımsız bir Tür Devleti kurma hayalleri içerisindeydi.

9. Ordu Müffettişi olarak,16 Mayıs 1919 tarihinde 18 arkadaşı ile birlikte Bandırma isimli bir vapur ile İstanbul’dan hareket etti, Albay Mustafa Kemal. İngiliz donanmasının batırılma ihtimaline karşı kıyıdan uzaklaşmadan 19 Mayıs 1919 günü Samsun Tütün İskelesine varırlar. Samsuna gelir gelmez mevcut durumu öğrenmeye çalışır. Rum çetelerin Müslüman Türk halkına saldırdığı, işgal güçlerinin ise yerel yöneticilerin görevlerini yerine getirmelerini engellediğini görür.

Türk direniş gruplarını dağıtmak için Samsuna gönderilen Albay Mustafa Kemal tam aksine, bu grupları birleştirmek için harekete geçer. Üniformasını çıkartan Mustafa Kemal 25 Mayıs 1919 da Ulusal direniş hareketini başlatarak, Havzaya hareket eder. Aynı zamanda Erzurum, Ankara ve Konya Kolordu Komutanları ile telgraf ile haberleşerek oradaki durumdan haberdar olur.

Bu durumu öğrenen Padişah, Mustafa Kemali görevden aldığını ve hakkında idam kararı çıkardığını Ordu Komutanlıklarına ve Valiliklere duyurarak tutuklanması ister. Mustafa Kemal bu duruma aldırmaz. Milli mücadelenin başladığını ve bağımsızlık meşalesini yaktığını ilan eder.

Bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında ilk durak Samsun olmuştur. Bağımsızlık ateşi Samsundan yakılmış, tüm ülkeye yayılmıştır. ‘’Ülkemizin olduğu gibi, benim doğum günüm 19 Mayıs’tır’’ diyen Mustafa Kemal olmasaydı neler olurdu.?

Uğruna 1071 yılından itibaren, milyonlarca şehit verdiğimiz bir vatan toprağımız olmazdı. Üzerinde dalgalanan al bayrağımız olmazdı. Camilerimizde ezan sesini yerine kilise çanlarını duyar, ibadet özgürlüğünü yaşayamazdık. İngilizlerin, Yunanların, İtalyan, Fransız ve Ermenilerin boyunduruğu altında esaret içinde yaşardık. Kendi ülkemizde mülteci, sığınmacı durumunda olurduk. Çinliler tarafından, özgürlüğü elinden alınmış, yaşam hakkı tanınmayan, zulüm gören Doğu Türkistan’daki Uygur Türk’ü kardeşlerimizin durumuna düşmüş olurduk.

Günümüzde bazı kimseler tarafından Milli Bayramlarımız önemsizleştirilmeye ve Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün yüce Türk Milleti adına yapmış olduğu mücadele eleştirilmeye çalışılıyor. Ama beyhude uğraş bunlar. Bu sevgi bitmez, azalmaz. Çünkü Mustafa Kemal ATATÜRK sevgisi damarlarımızdaki akan kanda mevcuttur.

Bu vesile ile Atatürk’ün Türk gençliğine armağan etmiş olduğu,19 Mayıs ATATÜRK’ü anma Gençlik ve Spor Bayramımızı kutluyorum.

Efraim PALA