Güncel Haber

Güven Günsan

Colors: Cyan Color

Yıllarca hep yüzümüzü batıya dönmemiz gerektiği konuşuldu. Gerçek medeniyetin ve modernliğin Avrupa’da, Amerika’da olduğu, huzurun bunlar gibi olmakla mümkün olacağı dillendirildi. Peki gerçekten böyle mi olmalı? Çözümü toplum olarak orada mı aramalıyız? Onlar gibi olmak bizim coğrafyamıza gerçekten de mutluluk ve huzur getirecek midir?

Çözüm odaklı olmak ve başarının sırrı için kaynağını tam olarak bilmediğim ama sürekli zihnimde yer tutan şu söz bana özetliyor, sorunların çözümüne nasıl ulaşacağımızı. “Çözümün bir parçası olmayan her birey sorunun bir parçasıdır.”
Kabul edelim insan olarak her iki yaklaşımda da yaptığımız tek şey sadece düşünmektir. Sorun odaklı yaklaşımda düşünce gücü soruna, çözüm odaklılar da çözüme odaklanır. Hani hep diyoruz ya dünya globalleşiyor (küreselleşiyor), mesafeler azalıyor, zaman oldukça önemli bir kavram haline geliyor. Bu denli hızlı gelişen iş dünyasında sorunların bir an evvel ortadan kaldırılması da oldukça önemli bir hale gelmektedir.

Belki de ilk defa dünyadaki tüm ülke pasaportlarının değerinin aynı olduğuna şahit olduk. Zengin, fakir ayrımı yok. Asyalı, Avrupalı ayrımı yok. Çalışan, patron emekçi, emekli ayrımı yok… Herkes eşit ve dünyanın neresine giderseniz gidin sorun aynı. Çözüm hep beraber mücadele. İlk defa Dünya tek bir sorun üzerinde birleşti ve yardımlaşarak soruna çözüm arıyor. Umarız bu durum, sonuçta insanlığın bir dönüm noktası olur…

İdareciliğin okulu yoktur derler. Bu sözün doğru olduğu bir gerçektir. İdareci, idarecilik kabiliyeti olan insanın, hadiselerle pişip yoğrulması ile yetişir. İyi idareci olmak için diploma tek başına yeterli değildir. Bunun yanı sıra sabır, müsamaha, zeka, basiret, akıl, olayları kritik etme, hitabet kabiliyet, heyecana kapılmamak, ikna kudreti, vakar, ciddiyet, affedebilme, derinlemesine düşünme, insanları tanıma, güler yüz ve tatlı dil gibi hasletlerin de bulunması lazımdır. İdareci bunlardan ne kadar çoğuna sahip ise iyi idarecilik vasfı da o nispette artar.

Dünya 2020 Yılına girerken; Suriye krizi, göçmen sorunları, ekonomik kriz, Amerika- Çin rekabeti ve küresel güçlerin Ortadoğuda’ki planlarını uygulamaya başladığı bir anda gündem aniden değişti.

İlçemiz depreme ne kadar hazır? Bu konu canımızı çok sıksa da deprem ülkemizin bir gerçeği. İstanbul depremi beklentisi zaten herkesin malumu. Bu yazıyı yıllarca Mudanya’nın enerji alt yapısı ve sahada hizmet veren, kentin jeolojik yapısını bilen ve yıllarca kriz yönetiminin bir üyesi olarak görev yapmış bir kardeşiniz olarak yazıyorum. Sizin de ilginizi çekeceğini düşünüyorum.