Günümüz toplumunda, hangi meslek gurubunda olursa olsun görev verilecek kişilerde bilimsel ve teknik analizler yapılırken; o meslek gurubuna uygun olup olmadığı, yeterli eğitim bilgi ve tecrübeye sahip olması gibi özellikler aranır. Personelin liyakat ve sadakat sıfatlarına haiz olup olmadığı deneme süresinden sonra analiz edilerek kişinin işe devam etmesi veya görevinin devam ettirilmemesi noktasında yönetim birimi karar verir ve uygular.

Bir işe eleman seçerken veya bir yönetici atarken ölçümüz ne olur? Liyakat mı?Sadakat mı? Cevabımız ne?

Ben soruyu iki farklı şekilde yeniden sorayım:

Kendi şirketimizde çalıştırmak üzere veya yönetici yapmak üzere bir eleman alacak ve ya atayacağız, bu kişinin iş ile ilgili eğitimli, bilgi ve becerili, işin gerektirdiği etik ve sorumluluk anlayışına sahip liyakatlı birisi mi olsun isteriz, yoksa bize içten bağlı sadık bir kişi mi ararız?

Şimdi soruyu başka şekilde soruyorum:

Bir kamu kurumunda üst düzey yöneticiyiz, bir kişiyi işe alacak veya yönetici atayacağız, yukarıda tarif edilen liyakatlı bir kişiyi mi alırız ve ya atarız, yoksa bize sadık bir kişiyi mi alırız ve ya atarız?

Kendi işletmemiz için ve kamu kurumu için verdiğimiz cevap değişiyor mu? Liyakat mı? Sadakat mı?

Sözlüğe baktığımızda liyakat, bir işi yapabilecek yeterlilik olarak tanımlanmaktadır. Bu yeterliliğin içi eğitim, bilgi, beceri, etik ve sorumluluk anlayışı olarak doldurulur. Sadakat ise içten samimi bağlılık olarak tanımlanmaktadır. İnsan inancına içten, samimi bağlı olmalı, sadık olmalı, eşine sadık olmalı, dostuna sadık olmalı, sözüne sadık olmalı elbette…

Liyakat kendi içinde eğitim, bilgi ve beceriye sahip olmak şartıyla işi yapabilirliği ifade etmektedir  ve işin gerektirdiği etik anlayışa ve sorumluluk duygusuna sahip olmak ile de işe bağlılığı (sadakati) içermektedir.

Sadakat özellikle yönetim alanında, yöneticiye yönelik bir bağlılık olduğu için aidiyet üzerinden tanımlanmaktadır.

Peki, bu aidiyet nedir?

Fikir, düşünce, felsefe, izm, fraksiyon mu? Siyasi görüş, parti mi? Hemşehricilik, şehircilik, köycülük, bölgecilik mi? Aile, akraba klan, boy mu? Takım, hobi, fancılık mı? İnanç, din, mezhep, tarikat mı? Hepsi mi? Hiç biri mi? Yoksa bu sadakat söylemi başka amaçlar için bir perde mi?

Çünkü görülüyor ki bu aidiyetlerin hiç biri iş yapmakla ilgili değildir. Yoksa bu bağlılık çıkar bağlılığı mı?

Özel bir işletme sahibi kendi işletmesini ele geçirmeye çalışmaz. O zaman kendi işletmesinde sadakat aramayacaktır. O işe sadakati de içeren liyakati tercih edecektir.

Bu iş kamu işi olunca tercih değişir mi? Kamu işi dillere destan, Karun’un hazinesi midir? Sahip olunması arzulanan ahu gözlü bir dilber midir? Ve ya düşler ülkesinin sultanlığı mıdır? Kamu işi bütün toplumun bize bir emaneti değil midir? İslami söylemle, Müslümanların işinin ehline verilmesi değil midir? Müslümanların işi ise “adam kayırmak maksadıyla daha ehli varken Müslümanların işini ehil olmayana verenin” hali nice değil midir?

Siyasette liyakat ve sadakat konusuna gelince. Siyaset bir meslek değildir, siyaset hizmet yolunda bir amaç değil bir araçtır. 19. Ve 20. Yüzyıllarda siyaset bir devrim anlayışı olup, üzerinde yaşadığımız coğrafyada gelecek yüzyıllar için toplulukların bir varlık mücadelesi idi.

Şimdi nasıl?

Ekonomisi, sanayisi, ithalat ve ihracatı gelişmiş, güçlü ülkelerin  menfaatleri doğrultusunda her zaman haklı oldukları  izlenimi verilmeye çalışılan çizgisi, ideolojisi somut değil soyut olan bir pozisyon almıştır..

Dolayısıyla Ülkelerin artık dostları yok, menfaatleri vardır. İşte güçlü bir ülke olabilmenin yolu, liyakat sahibi yöneticiler ile ülkenin gelecek yüzyıllara sağlam adımlar ile ilerlemesi ve bu yolda hata yapmamasından geçmektedir.

Yerel siyasette ise durum farklıdır.

Örneğin; Belediye Başkanlığı seçimlerinde, yine siyasi partiler adaylar arasından, belediyeciliği en iyi yapabilecek ve seçimi kazanma ihtimali yüksek kapasitedeki belirledikleri adaylar ile seçime girer ve beş yıllığına il ve ilçelerde halkına hizmet etmek amacı ile seçim kampanyasına başlar, yaptıkları ve yapacakları hizmetler ile ilgili projelerini halka anlatır başkan adayı ve ekibinin sahada yapmış olduğu çalışma sonucunda, sandıkta halkın oyları ile seçilen belediye başkanı ve ekibi halktan almış olduğu yetki ile göreve başlar. İşte liyakat ve sadakat, siyasette karşılığını böylece  görmeye başlar.

Bu durum demokrasi mücadelesinde, halkın vermiş olduğu kararın bir sonucudur. İşte yazımın başında belirttiğim gibi bir kurum ve şirket yöneticisinin işe eleman alırken, aradığı vasıflardan olan liyakat ve sadakatin analizini siyasette, oy verecek vatandaş belirler yani yerel seçimlerde oy verecek ve yaşadığı yere hizmet edecek yeterliliğe sahip ekibe emanetini halk teslim eder.

Patron ve işveren halkın kendisidir. Vesselam…



Güven GÜNSAN

Avukat İnci Söğütlü Ak Parti Mudanya İlçe Başkanı Mesajı

Emir Ali Usta Mudanya Esnaf Teşkilatları Başkanı Mesajı

Mevlana Şimşek Çınar Kafe Çay Ocağı Mesajı

Mert Tarım Mustafa Bayral

Sosyal medyada bizi takip edin

Lafontaine
Namlı Metal

Son Haberler