Baharın, tüm güzelliği ile kendini gösterdiği bu günlerde, doğadaki yeşilin tüm renkleri kendini sergilerken, denizin kıyılara vurduğu dalga sesiyle sahilde dostlarla akşam yemeği yemenin zevkini Mudanya’da yaşamak bir ayrıcalık olsa gerek.

 Yıllar önce Mudanya’ya görevli olarak atamam yapılıp iş başı yaptığım gün sahilde gezerken tanıştığım bir Mudanyalı amcam bana şunu söylemişti:

“Buraya gelen memur bir daha gitmez yerleşir. Giderse de mutlaka burada bir yanı kalır.”

Evet gerçekten de öyle oldu ve uzun yıllar hizmet etme imkanı bulduğum Mudanya’dan gidemedim, sebebini anlatayım: Aslında kafanızdan geçen tatil mekanlarında aradığınız ne varsa Mudanya’da mevcut, sadece bakıyoruz ama göremiyoruz. Şimdi tarihte bir yolculuğa çıkalım ve üzerinde tarihçilerin, turizmcilerin, araştırmacıların yıllarca çalıştığı, kitaplar yazdığı, Mudanya’yı bir gözden geçirelim.

Sizleri fazla yormamak için kısaltılmış ancak anlaşılır bir dilde anlatmaya çalışacağım. Çünkü Mudanya’nın artık bir turizm şehri olmasını istiyoruz ve bunun gerçekleşmesi için elimizden gelen tüm çabayı göstermeliyiz. Yıllarca üzerine kitaplar yazılan, araştırmalar yapılan, çalıştaylar yapılan, 2700 yıllık Mudanya tarihinde, Myrleia’dan Mütarekeye başlıklı yazımın sebebi tam da bu işte. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin, en önemli antlaşmalarından birinin imzalandığı Mudanya Mütarekesinin bulunduğu yerden bahsediyoruz. Şimdi Mudanya’mızı kısaca bir tanıyalım;

Doğusunda Gemlik, Batısında Karacabey İlçeleri, Güneyinde Osmangazi ve Nilüfer ilçeleri, Kuzeyinde Gemlik Körfezi yer almaktadır. Gemlik’ten başlayıp Esence Körfezi’ne kadar uzanan Mudanya Dağları, Bursa Ovası ile Marmara Denizi arasında bir set teşkil etmektedir. Mudanya’nın yüzölçümü 368,86 km2’dir.

Mudanya, M.Ö. 700'lerde İyonlardan olan Kolofonlular tarafından kurulmuş olup, bilinen ilk ismi Myrleia’dır. Bugün Tirilye ve Kumyaka Mahallesinin olduğu bölgelere denizden gelecek saldırılara karşı surlar yaptırmıştır. Birçok işgallere sahne olan Apameia kentinin ismi Montania olarak değişmiş, en son olarak Mudanya ismini almıştır.

Mudanya, 1321 yılında Orhan Bey tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. Hüdavendigar Vilayeti (Bursa) Salnamesi (yıllık) kayıtlarına göre, 1871 tarihinde ilçe olmuştur. Mudanya Mondros Mütarekesi'nden sonra, İngilizler tarafından işgal edilmiş ama bu işgal bir gün bile sürmemiştir. 25 Haziran 1920’de Onbaşı Şükrü Çavuş, yalnız başına İngiliz Deniz Piyadesi'nin çıkartma yaptığı iskeleye gidip ateş etmiş İngiliz Ordusu'ndan bir binbaşı ile bir eri öldürdükten sonra İngilizler tarafından şehit edilmiştir. Bu olaydan 11 gün sonra İngiliz ordusunun yerini Yunanlılar almıştır. Düşman işgali altında 2 yıldan uzun süre kalan Mudanya, 12 Eylül 1922 günü Yunan işgalinden kurtulmuştur.

Bütün bu gelişmeler karşısında İngiliz Hükümeti, İtalyanların ve Fransızların baskısı ile ateşkes görüşmelerine razı oldu. Görüşmelere İngiltere, Fransa ve İtalya ile Türkiye katıldı. Türkiye'yi Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa temsil etti. 3 Ekim 1922'de başlayan görüşmeler 11 Ekim 1922'de anlaşma imzalanması ile son buldu. Bir süre sonra Yunanistan’da bir bildiriyle antlaşma koşullarına uyacağına söz verdi. Mudanya’mızın tarihi simgelerinden olan bu mütareke evi her gün ziyaretçileri ile buluşmaktadır. İşte bu kadar tarihi geçmişi olan bu şehre, yerli ve yabancı turisti çekmek çok mu zor?

İlçemizde eşine az rastlanır sivil mimarlık örneklerinin yanı sıra doğal anıtlar arasında yaklaşık 60 adet çınar ve selvi ağaçları bulunmaktadır.
Halkın folklor, tiyatro ve sportif faaliyetlere ilgisi yoğundur. 1993 yılında faaliyete geçen Mudanya Belediyesi Uğur Mumcu Kültür Merkezi kültürel etkinliklerin yürütülmesinde büyük bir boşluğu doldurmaktadır.

Mudanya’mızın tanıtımında, tarihi önemi olan ve gezilmesi gereken, başlıca yerler şunlardır. Mudanya Mütareke Müze Evi, Tahir Paşa Konağı, Girit Mahallesi, Montania Otel, Trilye Fatih Camii (hagios stephanos-hinolakkos kilisesi), Manastır Kilisesi, Aya yani Manastırı, Kemerli Kilisesi, Taş Mektep (Mudanya belediyesi bu restorasyon çalışması ile ödül alarak bir başarı sağladı ), Kapanca Limanı, Tarihi çeşmeler ve Eski Rum Mahallesi olarak da bilinen Girit Mahallesi; Tahta Konakları ve dar sokaklarıyla ziyaretçilerini adeta mübadele öncesi Mudanya’ya geri götürüyor.

Bu bölge ,Mudanya belediye başkanlığı tarafından yeniden projelendirildi ve Anıtlar kuruluna sunuldu. Tarihi dokusunu bozmadan ticari alan olarak şehre hareket getirecek olan bu çalışmanın bir an önce tamamlanması ve eğlence alanları, cafeler, sergi ve gezinti alanı olarak yerli ve yabancı turizmde şehre değer katması için, Anıtlar Kurulunda şu anda beklemekte olan bu projenin bir an önce onaylanması faydalı olacaktır.

Ülkemizde, turizmin hareketli olduğu Ege ve Akdeniz sahil şehirlerinden bir farkı olmayan hatta Ankara, İstanbul ve İzmir’e yakınlığı ile diğer sahil kentlerine göre avantajı bulunan Mudanya’mızın değerlerine sahip çıkmak hepimizin görevidir.Mevcut Belediye başkanımızı Tarihi dokuya ve bizlere miras olarak bırakılan bu eserlere sahip çıktığı için taktirle karşılıyorum.Ancak bu çabaya her kademedeki görevli yöneticilerin ve halkın desteği gerekiyor.

Ayvalık'ta şeytan sofrası manzarası varsa, bizde Yıldıztepe, Top Mevkii ve Trilye Çamlı Tepemiz var. Alaçatı’da ot festivali varsa, bizim de zeytin, üzüm ve incirimiz var. Kapadokya da Peri Bacaları varsa, bizde Trilye ve Kumyaka’da bulunan Fatih Camisi ve kiliseler var. Bodrumda yamaç paraşütü varsa, bizde sörf yapacak deniz ve rüzgar var.Antalya’nın, Konya altı, Lara plajları varsa, bizde de Ayazma , Esence sahil şeridi ve plajlar bölgesi var.

Üzerine şarkılar şiirler yazılan Mudanya’mıza Allah her nimeti vermiş, ancak bunları hayata geçirmek için, iyi bir ekip çalışması gerekmektedir…

GÜVEN GÜNSAN

Lafontaine

Sosyal medyada bizi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar

Namlı Metal