Mudanya'nın kırsal mahallelerine çıkıldığında ise tablo daha da net görülüyor. Köylerde yaşayan vatandaşlar, seçim dönemlerinde hatırlanmak değil, yılın her günü hizmet görmek istiyor.

Bozuk yollar, eksik bakım çalışmaları, yetersiz sosyal alanlar, üreticinin çözüm bekleyen sorunları ve yıllardır ertelenen ihtiyaçlar… Bunların hiçbiri yeni değil. Yeni olan, bu sorunların artık kanıksanmış olmasıdır.
Kırsal Mahalleler Mudanya'nın Geleceğidir
Oysa kırsal mahalleler, bir ilçenin arka bahçesi değildir. Onlar Mudanya'nın üretim gücü, kültürel hafızası ve geleceğidir.
Bugün bir üretici artan maliyetlerle mücadele ederken, bir köy sakini yaşadığı mahallenin temel ihtiyaçlarının bile karşılanmasını bekliyor. Vatandaş lüks istemiyor; güvenli bir yol, düzenli bakım, temiz bir çevre ve kendisini unutmayan bir belediye istiyor.
Vatandaş Gerekçe Değil Sonuç Bekliyor
Ne yazık ki son yıllarda hizmetten çok açıklamalar konuşuluyor. Yapılamayan her işin bir gerekçesi bulunuyor, ancak vatandaş gerekçe değil, sonuç görmek istiyor.
Bir başka tartışma konusu da belediyeye ait taşınmazların satılmasıdır. Elbette belediyeler, kanunların verdiği yetkiler çerçevesinde karar alabilir. Ancak asıl sorgulanması gereken, bu satışların neden gerekli hâle geldiği ve elde edilen kaynakların Mudanya'nın hangi kronik sorunlarını çözdüğüdür.
Asıl Soru: Mudanya Ne Kazandı?
Eğer köylerde aynı sorunlar devam ediyor, ilçenin temel ihtiyaçları hâlâ karşılanamıyor ve vatandaş hayatında hissedilir bir değişim göremiyorsa, o zaman şu soru kaçınılmazdır:
Satılan bu değerler, Mudanya'ya ne kazandırdı?
Bir belediyenin başarısı sattığı mülklerin sayısıyla değil; çözdüğü sorunlarla, ürettiği projelerle ve vatandaşın hayatına kattığı değerle ölçülür.
Çünkü şehir yönetmek, bugünü kurtarmak değildir. Geleceği planlamak, ortak değerlere sahip çıkmak ve her mahalleye eşit hizmet götürmektir.
Mudanya'nın Buna İhtiyacı Var
Köyleriyle, merkeziyle, esnafıyla, çiftçisiyle, genciyle ve emeklisiyle kendisini bu şehrin eşit bir parçası hisseden insanların yaşadığı bir Mudanya...
Çünkü vatandaş artık verilen sözleri değil, tutulan sözleri görmek istiyor.
Ve unutulmamalıdır ki, yöneticilerin gerçek karnesini hazırlayan ne sosyal medya paylaşımlarıdır ne de kürsülerden yapılan konuşmalardır.
Gerçek karneyi her sabah evinden çıkan, her akşam yaşadığı şehre bakan vatandaş yazar.
Onun verdiği not ise sadece seçim günü değil, her gün oluşur.
Mehmet ER