Hak, hukuk ve adaletin başkenti diye bir tanımlama yaptılar bundan yaklaşık beş sene önce ve kısaca Barış’ın Başkenti dediler. Mogadishu muydu, Patagonya mıydı yoksa Trinidad’ın bir ilçesi miydi tam olarak hatırlayamıyorum. Kulağa hoş gelen, insanları motive edebilecek, zerafet dolu bir tanımlamaydı. Herkes umutlandı, heyecan doruk yaptı. “Tamam” dedi, “bu sefer oldu” dedi insanlar.

Gel gör ki kazın ayağı öyle değildi. Meğer Barış denen ütopya Truva atının içine yerleştirilmiş bir ego legosundan ibaretmiş. Millet barış beklerken bir dolu kavgaya, karmaşaya ve hukuksuzluğa şahit oldu.

Önce belediyede çalışan işçileri çıkardı işten Barışın şey'si. Bir takım ithamlar öne sürerek. Yıllar süren mahkemeler sonucunda işçiler davaları kazandı ve faizleriyle beraber hak edişlerini aldılar. Muhalifler sormadığına göre bu paralar kimin cebinden çıktı diye sormazsınız herhalde siz de.

Sonra hukuku alt üst ederek bazı belediye meclis üyelerini istifa ediyorlarmış gibi bir senaryoya dahil etti Barış abi. Süreç davalık oldu ve sonuçta meclis üyeleri davaları kazanıp görevlerine geri döndüler. Bir de üstüne tazminatlar kazandılar. E, doğal olarak siz yine sormayın bu paralar kimin cebinden çıktı diye; zaten muhalifler de sormuyor ya.

Kanunen yer ve eleman tahsis etmesi gerektiği, her yıl için belediyeden belli bir bütçe ayırması gerektiği Kent Konseyi ile davalık oldu Barış ağbi. Konsey açtığı üç davayı da kazandı. Sonra ne mi oldu? Önce göstermelik olarak gönderdiği elemanları geri çekti. Sonra alternatif bir konsey oluşturdu ve esas dava devam ederken konsey binasına bir tim gönderip binayı geri aldı. Davada kaybettiği ve ödemediği eski döneme ait bütçeyi de muhtemelen yeni organize ettiği konseye verip “Bakın, hukuka uygun hareket ettim” diyerek çıkacak işin içinden. Esas dava ne zaman, nasıl sonuçlanır , ne olur hiçbir muhalif merak etmediği için sizin de merak etmenize gerek yok.

Arada bazı personelleri de kanunun bazı maddelerine uygun hale getirip başka başka illere sürdü Barış abi. Başka illere derken, yani Roma’dan Moskova’ya, ya da Paris’ten Londra’ya gibi değil. Belki Kenya’dan Menya’ya gibi bir şey olabilir. Sonra bu arkadaşlar da dava açtılar Barış abiye. Onlar da kazandılar. Tabi bunun yürütmeyi durdurması olur, üst mahkemesi olur, v.s olur da. İşine geldi mi olur, işine gelmedi mi başka bir şey olur.

Ha, bir de köyün delisi var. Deli dediğime bakmayın adam yaşadığı yerin delisi. Düzenin, tarihin, çevrenin, adaletin, hukukun delisi. Habire uğraşıyor Barış ile. Sürekli davalar açıyor, kazanıyor ama nafile. Barış abi de bakmış olacak gibi değil “bu adamın aklı yerinde değil, buna mukayet olun” diyerek işi davalık hale getirmiş. Ya, dedik ya muhalefetin umrunda değil siz de ilgelenmeyin “ne oldu” diye.

Ben kişisel olarak merak ettim mesela bu Mogadishu Belediyesi son beş senede kaç tane dava kaybetmiş. Bu davalar sonunda kimlere, ne kadar paralar ödemek zorunda kalmış. Bu ödenen paralar kimin cebinden çıkmış. Her fırsatta haktan, hukuktan, adaletten, şeffaflıktan bahseden Barış abi bu soruların cevaplarını vermez bence.

Bendeki salaklık hakikaten ya. Muhalifler bile bunca olan bitene sessiz kalırken, sorgulamazken, kafalarını kuma gömmüş depremin geçmesini beklerken bana ne Mogadishu Belediyesi’nden!

Mogadishu nere Mudanya nere, değil mi?

Ümit ATİLLA

27.09.2019

 

radyopoyraz.com sunar

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar