-

fb
W

Önce Korona adıyla pandemi dönemini yaşadık. Dünyanın her ülkesinde onbinlerce ölüme , sonuç ve etkilerini hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğimiz pek çok fiziksel ve psikolojik travmalara sebep olan berbat dönemi yaşadık ve halen daha da tam olarak kurtulduk diyemiyoruz.

 Önce Korona adıyla pandemi dönemini yaşadık. Dünyanın her ülkesinde onbinlerce ölüme , sonuç ve etkilerini hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğimiz pek çok fiziksel ve psikolojik travmalara sebep olan berbat dönemi yaşadık ve halen daha da tam olarak kurtulduk diyemiyoruz.

Bu süreçte başta milyarlarca dolarla Amerika olmak üzere dünyanın hemen hemen bütün devletleri para basarak ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştılar. Süreç ne kadar uzarsa ekonomiye etkileri ve zararı da o kadar büyük olacaktı. Nitekim öyle de oldu. Sadece gelişmekte olan ülkeler değil gelişmiş ülkeler de bu süreçten ağır darbeler aldılar. Bu kadar yüksek miktarda karşılıksız para basmanın doğal sonucu olarak enflasyonun artacağını hepimiz biliyorduk. Çok açık bir şekilde görüyor ve yaşıyoruz ki; fiyatlar sürekli ve hissedilir bir şekilde artıyor ve enflasyon başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere pek çok ülkeyi içinden çıkmakta çok zorlanılacak süreçlere doğru itiyor.

Başta Amerikan Merkez Bankası (FED) olmak üzere, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve pek çok ülke bankaları faiz arttırarak piyasalardaki şişkinliği azaltmaya, enflasyonu düşürmeye yönelik adımlar atmaya başladılar. Belliki bu adımlar bir süre daha devam edecek.
Bu senenin başına kadar enflasyonu dengelemenin bu kadar uzun süreceğini muhtemelen çok az kişi tahmin edebilirdi. Sene başında ortaya çıkan Rusya – Ukrayna gerilimi pandeminin etkilerinin üzerine bir kalın tabaka daha ekleyince durum içinden çıkılmaz gibi görülen bir hal aldı.

Pandemi sürecinde zaten üretim düşmüş, pek çok kayıp yaşanmıştı. Rusya – Ukrayna olayı ile birlikte gıda ve enerjide yaşanan sıkıntı kaosun çarpanlarını katlama görevini üstlenmiş gibi oldu.

Dünyanın gündemi gıda , enerji eksikliği ve enflasyon ile mücadele iken bizdeki gündem biraz farklı gibi duruyor. Biz dünya ekonomilerin tersine faizi arttırıp ekonomiyi soğutmak yerine faizi düşürüp ekonomiyi canlandırmayı düşünüyoruz. Tabi bunu yaparken yıllardır sürekli artan cari açığımızı , enerjide dışa bağımlılığımızı ve kısıtlı kaynaklarımızı hesaba katmakta biraz yetersiz kalıyoruz. Ya da bunlar aslında bal gibi biliniyor ama sanırım koltuklar her şeyden çok daha fazla öneme sahip. Yoksa şu zor dönemde enflasyonla birlikte gelir düzeyi azalmış halka devletin minimum %40 sübvanse ederek konut pazarlamaya çalışması nasıl izah edilebilir ki?

Ha, vatandaş bunu nasıl sorgular onu tam olarak kestiremem. Ama geçen gün bizzat yaşadığım bir olay bakış açısı için biraz fikir veriyor bana. Bir-kaç sabah önce spor yaparken çok eski bir iş arkadaşımla karşılaştım. Kendisini neredeyse 15 yıldır görmüyordum. 3 yıl kadar önce Mudanya’da deniz kenarına yakın bir yerde bir daire almış ve emekliliğinin tadını çıkarıyormuş. Gördüğüm kadarıyla 130+ kilo civarlarında idi. Ne iyi yapmışsın, Mudanya’ya taşınmışsın. Hazır buraya yerleşmişken yürüyüş de yapsana, sahilde parkur gayet müsait dedim. Verdiği cevap karşısında “ haklısın, sana da iyi günler” deyip, yürüyüşüme devam etmekten başka söz söylemek gelmedi içimden.

Ne cevap mı verdi?

“Hocam, kaplumbağalar çok ağır ama 200 sene ortalaması var, tavşanlar çok hızlı ama neredeyse en az yaşayan canlı türü”.

Bu bakış açısı da bana bizdeki faiz olayını hatırlattı. Bankaya para yatırırsan faiz yaklaşık %13, bankadan kredi kullanırsan faiz yaklaşık %40. Sana sorarsak Nas, başkasına sorarsak Kas gibi bir şey herhalde. Bir bu para oyunlarını bir de arap oyunlarını anlamakta çok zorlanıyorum. 

19.09.2022

Ümit ATİLLA

 

fb
W

Mudanyadaemlak.com

Zeytin OTOPARK MUDANYA RUHSATLI

Volkan Biçer - BİÇER SİGORTA & ARACILIK HİZMETLERİ

Mudanya Nöbetçi Eczaneleri

Sosyal medyada bizi takip edin

facebook'ta mudanya.gen.tr'yi takip edin twitter'da Mudanya.gen.tr'yi takip edin youtube'da mudanyagentr'yi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar