Tabiî ki herkesin bir tarafı var. Herkesin gönlünde bir aslan yatıyor. Doğal olarak medyanın ve medya çalışanlarının da kendine göre sempati duyduğu siyasi partiler ya da liderler var ve bundan sonra da olmaya devam edecektir. Hatta aynı medya grubunda farklı görüşlere sahip çalışanlar da var doğal olarak.

Şık olmayansa herhangi bir medya grubunun özellikle de seçim sürecinde tek taraflı yayınlar yapması, sadece bir görüşe yer vermesi, hatta benimsemediği görüştekilere karşı yaylım ateşinde bulunmasıdır.

Ne yazık ki bu seçim döneminde bu tür şeylere kısmen de olsa tanık olduk. Açıkçası kutuplaşmanın hat safhaya geldiği ülkemizde bu duruma da şaşırmıyorum. Şaşırmıyorum şaşırmasına ama ayıplıyorum doğrusu. Tarafsızlığını kaybetmiş bir medyanın yaptığı habere ya da yazarın yazdığı yazının inandırıcılığına ne kadar güvenebiliriz. Bu tarz bir yayın politikası izleyen medya grubunun sonraki süreçte farklı görüşteki gruplarla kuracağı iletişim ne kadar etkili olabilir.

Benzer yaklaşımı sivil toplum örgütleri için de söyleyebiliriz. Maalesef benzer popülist eylemleri bu seçimde Mudanya’da ki bazı STK’lar da da gözlemledik. Bazı STK önderleri taraf oldukları adaylarla poz verip kendilerince adamlık yaptıklarını düşünürken bazıları da kendi dernekleri adına açıklamalar yapıp “derneğimiz bu seçimde falanca partiyi destekliyor” türünde açıklamalar yaptılar. Oysa bu derneklerin veya kuruluşların içinde başka siyasi partilere gönül vermiş insanlar da var. Net olarak söylemeliyim ki bu tarz hareketleri hiç şık bulmuyorum. Hatta çok çirkin yaklaşımlar. Ülkemiz siyasetinde koltuğa oturanların kendilerinde her hakkı görüyor olduğu görüntüsü maalesef bazı sivil toplum örgütlerinde de benzer görüntüleri bizlere yaşattı. Umarım bu yaptıklarının etik olmadığını fark edip gereğini yaparlar.

Daha önce defalarca yazmıştım. Kişi kendini ve kendini ait hissettiği siyasi partiyi yeri geldiğinde eleştiremiyorsa geçmiş olsun. Bu ülkenin bence en önemli sosyolojik sorunlarından biri bu ve ben buna siyasi parti müptelalığı diyorum.

Bu seçim döneminde bizzat sahada olduğum için bazı şeyleri de daha yakından gözlemleme fırsatım oldu. Özellikle de bu siyasi parti müptelalığının boyutunu. O yüzden şu hatırlatmayı yaparak yazımı noktalamak istiyorum.

Atatürkçülüğümü yaşamak için falanca partiye, Müslümanlığımı yaşamak için filanca partiye, Milliyetçiliğimi yaşamak için de başka bir partiye ihtiyacım yok.

Raftaki taraftar olup seçimden seçime maşa olmak mı, objektif taraftar olup her daim insanların yüzüne bakabilmek mi? Karar sizin.

Ümit ATİLLA

Lafontaine

Sosyal medyada bizi takip edin

Bu hafta öne çıkanlar

Namlı Metal