Mudanya sporla anılmalı, ama öncelikler de doğru belirlenmeli. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir:

Mudanya'da Triatlon gibi spor organizasyonlarının düzenlenmesinden bir Mudanyalı olarak memnuniyet duyuyorum.
İlçemizin yalnızca tarihi, denizi, doğası ve kültürel değerleriyle değil; sporla da anılan bir kent haline gelmesini önemli ve değerli buluyorum.
Hatta bunun çok daha ileri taşınması gerektiğini düşünüyorum.
Atletizm, ekstrem sporlar, olimpik branşlar, ata sporları, motor sporları, deniz sporları, su altı sporları ve farklı yaş gruplarına hitap eden daha pek çok branşta organizasyonlar düzenlenebilir.
Mudanya'nın coğrafyası, denizi, kıyıları, doğal güzellikleri ve iklimi bu açıdan önemli imkanlar sunuyor.
Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
Mudanya'nın bu organizasyonları yapabilecek imkân ve kabiliyetleri var. Ama Mudanya'nın bugünkü şehirleşme ve ulaşım altyapısı henüz bu organizasyonları şehir merkezinde rahatlıkla kaldırabilecek durumda değil.
Bugün ilçemizin cadde ve sokakları, bırakın büyük organizasyonları, günlük yaşamın ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanıyor.
Birçok sokağımız tek şerit ve çift yönlü kullanılıyor.
Araçların birbirine yol vermek zorunda kaldığı, park eden tek bir aracın dahi trafik akışını etkilediği sokaklarımız var.
Hal böyleyken şehir merkezindeki önemli ulaşım akslarının uzun sürelerle kapatılması, elbette ki günlük hayatını sürdüren Mudanyalıları doğrudan etkiliyor.
Peki bu uygulamadan kimler etkileniyor?
Bu sorunun cevabını yalnızca “trafikte bekleyen vatandaş” şeklinde vermek eksik olur.
Dolgu Alanı'nda kurulamayacak olan Giyim Pazarı'nın esnafı ve o pazardan alışveriş yapmayı planlayan vatandaşlar var.
Hafta sonu Mudanya'ya günübirlik gelen misafirlerimiz var. Organizasyondan ve yol kapanmalarından önceden haberdar olmayan bu insanların, ilçeye girişte ve ilçe içerisindeki alternatif güzergâhlarda oluşan yoğunluk nedeniyle mağdur olması mümkün.
Yol ve park düzenlemelerinden haberi olmayan ve araçlarının çekildiğini sonradan öğrenen vatandaşlarımız var.
Müşterisine ulaşmakta zorlanan, ulaşım kısıtlamaları nedeniyle müşteri kaybı yaşayan esnafımız var.
Ve bütün bunların yanında, sadece günlük ihtiyacı için aracına binip yola çıkmak zorunda olan hemşehrilerimiz var.
İşe giden...
Çocuğunu hastaneye götüren...
Yaşlı yakınına ulaşmaya çalışan...
Alışverişini yapmak zorunda olan...
Mudanya'dan Bursa'ya veya Bursa'dan Mudanya'ya geçmek zorunda olan...
Bunların hiçbiri bir spor organizasyonunun karşısında değildir.
Ancak onların da yaşadığı şehirde hayatlarını sürdürebilme hakkı vardır.
Ve bence en önemli soru:
Acil müdahale gerektiren durumlarda ne olacak?
Bir vatandaşımızın ambulansa ihtiyacı olduğunda?
Bir yangın çıktığında ve itfaiyenin olay yerine ulaşması gerektiğinde?
Polisin acil müdahale etmesi gereken bir olay olduğunda?
Yolların kapalı olduğu, alternatif güzergâhların yoğunlaştığı bir günde bu araçların geçişleri nasıl güvence altına alınmıştır?
Elbette organizasyon yapılırken acil durum senaryoları ve geçiş planları hazırlanmış olabilir.
Ancak kamuoyunun da şunu bilmeye hakkı vardır:
Bu planlar nelerdir?
Çünkü bir spor organizasyonunun güvenliği yalnızca sporcuların güvenliği değildir.
O gün şehirde yaşayan herkesin güvenliği organizasyon planının bir parçası olmak zorundadır.
Bir ambulansın, itfaiyenin veya polis aracının birkaç dakika dahi önemli olabileceği bir durumda, şehir merkezindeki ulaşımın nasıl yönetileceği konusunda vatandaşın kafasında soru işareti bırakılmamalıdır.
Elbette bir spor organizasyonu nedeniyle belirli sürelerle trafik düzenlemesi yapılabilir.
Buna kimsenin itirazı yok.
Ancak şehir merkezinde bu kadar geniş bir alanın uzun süre trafiğe kapatıldığı bir organizasyonda, “vatandaş nasıl etkilenecek?” sorusunun da en az “sporcular nerede yarışacak?” sorusu kadar önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü belediyecilik yalnızca organizasyonu gerçekleştirmek değildir.
Organizasyon nedeniyle hayatı değişen vatandaşın hayatını da planlamaktır.
Alternatif güzergâh var mı?
Toplu taşıma kapasitesi artırıldı mı?
Günübirlik ziyaretçiler yeterince önceden ve görünür biçimde bilgilendirildi mi?
Esnafın müşteri kaybı hesaplandı mı?
Pazar esnafının mağduriyeti nasıl giderilecek?
Araç çekimleri konusunda vatandaşlara yeterli ve zamanında bildirim yapıldı mı?
Acil durumlarda ambulans, itfaiye ve polis araçlarının geçişi nasıl güvence altına alındı?
Bunların hepsi belediyeciliğin bir parçasıdır.
Peki öncelik sıralamamız ne olmalı?
Bugün Mudanya'nın temel şehircilik sorunları ortadayken, önce bunları çözmek zorundayız.
Ulaşım.
Otopark.
Yol kapasitesi.
Yaya güvenliği.
Engelsiz ulaşım.
Altyapı.
Kentsel dönüşüm ve yapı güvenliği.
Yağmur suyu ve taşkın sorunları.
Kamu alanlarının yetersizliği.
Mahalleler arasındaki ulaşım sorunları.
Bunlar çözülmeden Mudanya'yı büyük organizasyonlara hazırlamak yerine, Mudanya'yı büyük organizasyonları kaldırabilecek bir şehir haline getirmemiz gerekiyor.
Ayrıca son dönemde belediyenin mali durumuna ilişkin kamuoyuna yansıyan tartışmalar da doğal olarak vatandaşların kafasında soru işaretleri oluşturuyor.
Belediyenin mali yapısı ve personel ödemeleriyle ilgili iddialar kamuoyunda tartışılırken, bazı etkinliklerin ekonomik gerekçelerle gerçekleştirilemediğinin açıklanması da vatandaşın şu soruyu sormasını kaçınılmaz hale getiriyor:
Belediyenin kaynakları hangi öncelik sırasına göre kullanılmaktadır?
Bu sorunun cevabı şeffaf biçimde verilmelidir.
Çünkü mesele bir Triatlon organizasyonunun yapılması değildir.
Mesele belediyenin sınırlı kaynaklarının ve şehir yönetiminin önceliklerinin nasıl belirlendiğidir.
Mudanya'nın sporla anılması beni gururlandırır.
Ama Mudanya'nın;
Ulaşımı çözülemeyen,
Otopark sorunu yaşayan,
Sokakları günlük trafiği dahi taşımakta zorlanan,
Altyapı ve şehirleşme sorunları devam eden
Bir kent olarak yalnızca birkaç günlüğüne büyük organizasyonlara ev sahipliği yaparak “spor kenti” kimliğine kavuşacağını düşünmüyorum.
Asıl hedefimiz;
Önce şehri yaşanabilir hale getirmek, sonra şehrin imkanlarını spor, turizm, kültür ve ekonomiyle büyütmek olmalıdır.
Mudanya'nın imkân ve kabiliyetleri var.
Ama bugün değil.
Bugün yapmamız gereken, bu imkân ve kabiliyetleri kullanabilecek şehir altyapısını oluşturmak.
Ben Mudanya'nın yalnızca bir hafta sonu triatlonla değil, 365 gün boyunca sporla yaşayan bir kent olmasını istiyorum.
Bunun yolu da etkinlikleri azaltmaktan değil;
Şehircilik sorunlarını çözerek, ulaşım altyapısını geliştirerek, doğru alanları oluşturarak ve organizasyonları kent yaşamıyla uyumlu hale getirerek daha fazlasını yapmaktan geçiyor.
Mudanya sporla anılsın.
Ama Mudanya'nın temel sorunlarının üzerini örten bir vitrin olarak değil; gerçekten spor yapmaya, yaşamaya ve yatırım almaya uygun bir şehir olduğu için anılsın.
Abdullah Enez EKİM





