Mudanya’da köylülerin mera, ortak kullanım alanı ve tarla olarak kullandığı yerlerin satışına karşı traktörlerle gerçekleştirdiği protestonun ardından, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal sessizliğini bozdu. Sarıbal, Mudanya Belediyesi’nin "atıl" diyerek satışa çıkardığı araziler için “Köy halkının ortak varlıklarının el değiştirmesini doğru bulmuyorum” açıklamasında bulundu.

BURSA – Mudanya Belediyesi’nin mülkiyeti belediyeye geçen köy arazilerini satışa çıkarma kararı, ilçede tansiyonu yükseltti. Geçtiğimiz günlerde geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan köylülerin, Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ı protesto etmek amacıyla traktör konvoyuyla sokaklara dökülmesinin ardından, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’dan dikkat çeken bir çıkış geldi.
"Köy Mallarının Satışı Yanlıştır"
Sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir açıklama yapan Sarıbal, 6360 sayılı Bütünşehir Yasası ile köylerin tüzel kişiliklerinin kaldırılmasının büyük bir hata olduğunu ve bu durumun bugün yaşanan mağduriyetlerin temelini oluşturduğunu savundu. Sarıbal, isim vermeden kendi partisinin belediyesi tarafından yürütülen ihale sürecine ilişkin şu kritik ifadeleri kullandı:
"Köy mallarının satışı doğru değildir. Köy halkının ortak varlıklarının, iradeleri dışında el değiştirmesini doğru bulmuyorum. Mudanya’da yaşayanların itirazını tek başına bir ihale sürecine indirgeyemeyiz. Tüm bu koşullarda dahi köy kaynaklarının, halkın iradesi gözetilmeden tasarruf konusu yapılması yanlıştır."
Hedefte Bütünşehir Yasası Var
Sarıbal, açıklamasında sorunun kaynağı olarak AK Parti iktidarının çıkardığı yasayı işaret etti. 6360 sayılı kanunun "oy mühendisliği" ve "köylünün malını ticarileştirme" amacı taşıdığını belirten Sarıbal, merkezi yönetimin muhalif belediyelere uyguladığı mali baskıların da belediyeleri bu yola ittiğini ifade etti. Ancak Sarıbal, ekonomik gerekçelerin "kamu yararı" ilkesinin önüne geçmemesi gerektiğinin altını çizdi.
"Yeni Bir Yerel Yönetim Yasası Şart"
Yerel yönetimlerin mali sürdürülebilirliğinin önemli olduğunu kabul eden Sarıbal, çözümün halkın söz hakkını güçlendiren politikalardan geçtiğini vurguladı. Bursa Milletvekili, Türkiye’nin acilen yerel demokrasiyi güçlendiren ve köylünün hakkını koruyan yeni bir yerel yönetim yasasına ihtiyacı olduğunu belirtti.
Ne Olmuştu?
Mudanya Belediyesi, köylerden belediye mülkiyetine geçen bazı tarla ve mera vasfındaki arazileri "atıl" oldukları ve belediye bütçesine kaynak yaratılması gerektiği gerekçesiyle satışa çıkarmıştı. Bu karar üzerine Mudanya sokaklarında traktörleriyle konvoy yapan köylüler, "Toprağımız namusumuzdur, sattırmayız" diyerek Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’a tepki göstermişti.
Tıkla oku izle; VİDEO HABER
Köylüler "Ata Topraklarımız Bütçe Kurtarıcısı Olamaz" tıkla
Editörün Notu;
Mudanya’da yaşanan bu kriz, sadece bir taşınmaz satışı değil; CHP içindeki "kamucu-üretimci" kanat ile "mali gerçeklerle yüzleşen" yerel yönetim anlayışı arasındaki derin bir çatışmayı temsil ediyor.
Yaptığım inceleme ve konuya dair veriler ışığında, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın savunmasını, köylülerin haklılık payını ve Orhan Sarıbal’ın bu çıkışının perde arkasını şu başlıklarla analiz edebiliriz:
1. Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın Savunması: "Mecburiyet ve Atıllık"
Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, satış kararlarını savunurken temel olarak iki argümana dayanıyor:
Mali Borç ve Hizmet Üretimi: Belediye yönetiminin devralınan borç yükü ve merkezi hükümetten gelen ödeneklerin kısıtlılığı nedeniyle "kaynak yaratma" zorunluluğu
ki Başkan Dalgıç 2026 yılının ilk
Arazilerin Niteliği: Dalgıç, satılan yerlerin köylünün aktif olarak tarım yaptığı veya hayvan otlattığı "aktif meralar" değil, imar planlarında atıl kalmış, küçük ve belediye bütçesine katkı sağlayacak "arsa/tarla" vasfındaki yerler olduğunu iddia ediyor.
2. Köylülerin ve Orhan Sarıbal’ın İtirazı: "Emanete İhanet"
Köylüler ise bu arazilerin atıl olmadığını, nesillerdir bu toprakların "köyün ortak malı" olarak bilindiğini vurguluyor. Orhan Sarıbal’ın çıkışı burada kritik bir önem taşıyor çünkü:
İdeolojik Çatışma: Sarıbal, CHP’nin tarım politikalarının mimarlarından biri olarak, "sosyal belediyecilik" anlayışının mülk satışıyla değil, üretimle olması gerektiğini savunuyor.
Bütünşehir Yasası'na Tepki: Sarıbal, 2012'de çıkan 6360 sayılı yasanın (Bütünşehir Yasası) köylerin elini kolunu bağladığını, belediyelerin bu yasayı bir "emlak ofisi" gibi kullanmaması gerektiğini söylüyor.
Haber - Öner KIRAN / mudanya.gen.tr






