Öner Kıran

Öner KIRANÖner KIRAN RSS akışıProfesyonel Radyo yayıncılığında prodüksiyon dahil her alanda deneyim sahibi. mudanya.gen.tr kurucusu ve editörü. 

Mudanya Belediye Meclisi’nin 2026 yılı Nisan ayı toplantısı, şehre yapılacak hizmetlerin vizyonundan ziyade, Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın geçmişe dönük sert eleştirileri ve çelişkili açıklamalarıyla bir siyasi düelloya sahne oldu. Özellikle Hotel Montania üzerinden yürütülen tartışma, sadece mülkiyet sorununu değil, yönetim ciddiyetini de sorgulatır hale geldi.

Bugün Mudanya’nın o meşhur rıhtımında, İsmet İnönü Bulvarı’nda deniz kokusu değil, geniz yakan bir evlat acısı var. Henüz beş yaşında, hayatın ne olduğunu bile anlamadan, oyun oynaması gereken yerde koca bir çöp taksisinin tekerlekleri altında can veren o sabinin ahı gökyüzünü tuttu.

Geçtiğimiz günlerde bu köşede kaleme aldığım "Mudanya’nın Vefa Sınavı" başlıklı yazımda, 17 yaşındaki genç Yiğit Efe Akpınar’ın adının Mudanya Belediyesi Gençlik Merkezinde bir bölümde yaşatılmasına dair toplumsal talebi ve bu talebin belediye meclisindeki yankılarını değerlendirmiştim. O gün vurguladığım "vefa" kavramı, sadece bir ismin tabelaya yazılması değil, bir kentin acısına ve değerlerine gösterilen nezaketle de doğrudan ilintilidir.

Bazen bir kentin ruhu, meclis salonlarının yüksek tavanları altında, soğuk mikrofonların başında test edilir. Mart ayı meclis toplantısında Mudanya, tam da böyle bir "insaniyet" ve "vefa" sınavından geçti.

Planlanmış yurt dışı seyahatim ve dönüşünde yakalandığım  bir rahatsızlık nedeniyle, aslında zamanında kaleme alınması gereken bu köşe yazısı gecikti. Ancak bazı yazılar vardır; gecikir ama değer kaybetmez. Çünkü mesele günün sıcaklığı değil, şehrin gidişatıdır. Mudanya da tam olarak böyle bir eşikte duruyor.

Mudanya Belediyesi'nin kırsal mahalle içinde bulunan 803 bin 186 metrekare yüzölçümünde 24 adet tarla vasfındaki toprağı satışa çıkarma planı tepki görmeye devam ediyor. Hatırlanacağı üzere 6360 sayılı Büyükşehir Belediye Yasası gereği, köy statüsü kaldırılarak Kırsal Mahalle statüsüne alınan yerleşim yerlerinin çayır, mera otla­k, tarla, ortak alan olarak kullanılan toprakları belediyeye devredilmişti. Yani satışa tepki gösterenler satışa konu olan toprakların gerçek sahipleri.