Belediyecilik, afiş asmakla, festival düzenlemekle, kürsüye çıkıp başarı anlatmakla olmaz.
Belediyecilik önce işçinin hakkını vermektir.

Bugün Mudanya Belediyesi çalışanlarının maaşlarının yaklaşık yüzde 70'ini alabildiği, kalan kısmını beklediği söyleniyorsa, burada durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü o yüzde 30 sadece bir rakam değildir.
• O para bir işçinin ev kirasıdır.
• Çocuğunun okul masrafıdır.
• Pazardan alınacak mutfak alışverişidir.
• Ay sonunu nasıl getireceğinin hesabıdır.
Sonra dönüp çalışana, “Vatandaşa neden daha iyi hizmet vermiyorsun?” demek kolay.
Sen çalışanın hakkını tam vermezsen, çalışan da evindeki ekmek hesabını düşünür. Bunun sorumlusu sokaktaki işçi değildir. Yönetimindir.
Bir tarafta maaşını tam alamayan belediye çalışanı, diğer tarafta caz festivalleri, triatlonlar ve çeşitli organizasyonlar...
Tekrar söylüyorum: Kültüre, sanata ve spora karşı değiliz.
Ama evine ekmek götüren işçinin maaşı eksikken, belediyenin önceliğini de sorgularız.
Mudanya halkı şunu sorar:
“Önce işçinin maaşı tam ödenmesi gerekmiyor mu?”
Yeni bir siyasi anlayıştan geldiğini söylemek, yeni bir parti kurmak ya da yeni bir yönetim modeli anlatmak yetmez.
İnsanlar artık söze değil, yaptığınıza bakıyor.
Yeni parti olabilir, yeni yönetim olabilir ama eski belediyecilik alışkanlıkları devam ediyorsa bunun adı yenilik olmaz.
Ticaret zekâsından bahsediliyorsa, ticarette de belediyecilikte de önce zorunlu giderler karşılanır.
Önce çalışan.
Önce temel hizmet.
Önce vatandaş.
Sonra festival.
Sonra organizasyon.
Çünkü belediyenin işi, vatandaşın parasını gösterişli işler için harcayıp sonra çalışana “bekle” demek değildir.
İşçinin hakkı bekletilirken festivalin zamanı geliyorsa, burada önceliklerin yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
Mudanya'nın festivale de ihtiyacı var, spora da ihtiyacı var, kültür-sanata da ihtiyacı var.
Ama bugün Mudanya'nın en büyük ihtiyacı, çalışanının maaşını zamanında ve eksiksiz ödeyen bir belediyedir.
Kimse çalışanı suçlamasın.
İşini yapan işçiye değil, o işçinin hakkını zamanında ödeyemeyen yönetime hesap sorulsun.
Çünkü belediyeciliğin gerçek ölçüsü festival meydanındaki kalabalık değildir.
Gerçek ölçü, ay sonunda işçinin evine götürdüğü ekmektir.
Mudanya bunu görüyor.
Ve artık şu soruyu soruyor:
“Bizim paramızla önce kimin derdi çözülüyor; işçinin mi, etkinliklerin mi?”
Mehmet ER





