İncir üreticisi bugün çok net bir soruyla karşı karşıya: Ürettim, hasat ettim, ürünümü nereye satacağım?

Aylarca emek verilecek, gübre, ilaç, mazot ve işçilik masrafları yapılacak. Sonra hasat başlayacak ve üreticinin karşısına kota çıkacak, kantarlar kapanacak.
İşte burada artık sadece üreticinin değil, bu kentin bütün tarım politikasının sorgulanması gerekiyor.
Çünkü Mudanya Belediyesi'nin tarım konusunda ortaya koyduğu hedefler oldukça iddialı. Belediye, Mudanya Tarım A.Ş. öncülüğünde kooperatifleri bir araya getirerek Mudanya İmece Gıda Tarım A.Ş.'yi kurduğunu; amaçlarının üreticinin gelirini artırmak, ürünlerin tarlada kalmasını ve yok pahasına satılmasını önlemek olduğunu açıkça ifade ediyor.
O halde sormak hakkımız:
Bugün üretici incirini satamıyorsa Mudanya Tarım A.Ş. ne işe yarıyor?
Üreticinin ürününü değerlendirmek için kurulduğu söylenen yapı, üreticinin en zor gününde nerede?
Kota geldiğinde üreticinin yanında kim duracak? Kantar kapandığında kim çözüm üretecek?
Bunlar hakaret değil, hesap sorma sorularıdır.
Çünkü Mudanya Belediyesi kendi açıklamasında zeytin, incir ve üzüm gibi ürünlerde üreticinin hak ettiği kazancı sağlayamadığını kabul ediyor ve ürünlerin tarlada kalmasını, yok pahasına satılmasını önleme hedefini ortaya koyuyor.
Bugün ise üretici yine aynı endişeyi yaşıyorsa, artık reklam cümlelerini değil sonucu konuşmak zorundayız.
Tarım A.Ş. Tabela İçin mi Kuruldu?
Mudanya Tarım A.Ş.'nin amacı üreticiyi güçlendirmekse, üreticinin en zor gününde sahada olması gerekir.
Üretici ürününü satamazken, sadece marka üretmek yetmez.
İnciri paketlemek, markalaştırmak, kurutmak elbette değerlidir. Nitekim belediye “Mudanya Kurusu” markası altında incir dahil ürünleri katma değerli hale getirdiğini açıklıyor.
Ama üreticinin bugün ihtiyacı sadece “katma değer” sözü değildir.
Bugün üreticinin ihtiyacı alım güvencesidir.
Üretici şunu bilmek istiyor:
“Ben ürünümü topladığımda arkamda kim var?”
Eğer cevabımız yoksa, o zaman bütün bu şirketleri, projeleri ve tarım politikalarını yeniden sorgulamak zorundayız.
Birlik Olamazsak Herkes Kaybeder
Burada yalnızca belediyeyi eleştirmek de kolaycılık olur.
Üreticinin de artık kendi içinde parçalı hareket etmekten vazgeçmesi gerekiyor.
Kooperatifler, üreticiler, yerel yönetim ve ilgili kurumlar aynı masada buluşmadığı sürece, üreticinin pazarlık gücü zayıf kalacaktır.
Birlik olmazsa kota konuşulur.
Birlik olmazsa kantar kapanır.
Birlik olmazsa üretici emeğinin karşılığını başkasının belirlediği fiyata bırakır.
Bu nedenle Mudanya Tarım A.Ş. ve Mudanya İmece Gıda Tarım A.Ş.'nin önünde büyük bir sorumluluk vardır.
Madem amaç üreticiyi güçlendirmek, o zaman üreticinin bugün yaşadığı soruna somut bir çözüm ortaya koyun.
Kaç ton incir alınacak?
Hangi üreticiden alınacak?
Hangi fiyatla alınacak?
Kota nasıl belirlenecek?
Kantarların kapanması karşısında alternatif ne olacak?
Kamuoyunun bilmek istediği budur.
Artık Fotoğraf Değil, Sonuç İstiyoruz
Mudanya'nın tarımı için güzel raporlar hazırlanabilir, marka çalışmaları yapılabilir, tesisler kurulabilir.
Ama üretici ürününü satamıyorsa bütün bunların karşısına tek bir soru çıkar:
“Bunların üreticinin cebine ne faydası oldu?”
Çünkü tarım, basın bültenlerinde değil; tarlada, kantarda ve üreticinin cebinde ölçülür.
Bugün incir üreticisi mağdur oluyorsa, yerel yönetim de Mudanya Tarım A.Ş. de kooperatifler de bu tablonun karşısında sorumluluk almak zorundadır.
Kimse kusura bakmasın.
Üreticiye “birlik olun” deyip sonra onu kendi kaderine bırakmak olmaz.
“Tarımı kalkındıracağız” deyip üreticinin ürününün başında beklemesine seyirci kalmak olmaz.
“Ürün tarlada kalmayacak” deyip kantarlar kapandığında sessiz kalmak hiç olmaz.
Artık söz değil, icraat zamanı.
Mudanya'nın üreticisi slogan istemiyor.
Ürününü satabileceği bir sistem, emeğinin karşılığını alabileceği bir fiyat ve zor gününde yanında duracak bir yönetim istiyor.
Ve bugün sorulması gereken en basit soru şudur:
Mudanya Tarım A.Ş. üreticinin en çok ihtiyaç duyduğu gün yanında olmayacaksa, ne zaman yanında olacak?
Bu sorunun cevabını üretici de, Mudanya halkı da bekliyor.






